Sünni teröristlerin geçen hafta ani bir saldırıyla Irak ordusunu Musul ve Tikrit’ten sürerek Bağdat sınırlarına dayanmasının, dünyanın diğer ülkeleri kadar İran’ı da şaşırttığı anlaşılıyor. İran istihbaratı da El Kaide’den ilham alan Irak-Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) tıpkı Batılı muhatapları gibi hafife almış görünüyor.
Ancak, toparlanıp karşılık verme bakımından daha hazırlıklı olan İran, muhtemeldir ki Irak fiyaskosunun büyük kazananı olacak ve Bağdat üzerindeki tahakkümünü pekiştirecektir. Bölgedeki güç dengesi de iyice İran lehine dönecektir.
Irak’ın coğrafyası, tarihi ve nüfus yapısının hepsi İran’ın lehinde. Tahran, kamuoyuna pek yansıtmadan Bağdat’a veya başka bölgelere kolayca danışmanlar, uzmanlar ve özel kuvvetler gönderebilir. İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin şimdiden Bağdat’ta olduğuna dair haberler, Tahran’ın ne denli hızla harekete geçebildiğini ve Nuri El Maliki rejimiyle ne denli yakın olduğunu gösteriyor.
Tahran ayrıca Iraklı Şii milislere, IŞİD teröristlerinin yıldırım harekâtına karşı Iraklıların yüzde 65’ini oluşturan Şiileri seferber etmeyi telkin ediyor. Tahran’ın gözünde bu, nüfuzunu batıya doğru, dünyadaki en büyük Arap- Şii nüfusu üzerinde yaymak için tarihi bir fırsattır.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.