Washington ile Kudüs arasında son dönemde artan gerginlikler, iki tarafta da karşılıklı bezginlik yaratmış durumda. Bu yetmezmiş gibi aynı zamanda İsrail karşıtı bir kampanya yürütülüyor ve İsrail, ABD’ye karşı casusluk yaparak çizgiyi aşan bir ülke olarak gösteriliyor. Bu, bir medya kampanyası değil. Zira medya, ilgili kaynaklardan aldığı bilgileri aktarma görevini yapıyor.
Kudüs’te hafta sonunda konuştuğum üst düzey bir diplomatik kaynak, konuya ilişkin şunları söyledi: “Burada resmi kurumların içindeki bazı oluşum veya kişilerden söz ediyoruz. Bilgileri, zaten pürüzlü olan İsrail-ABD ilişkilerine azami zarar verecek şekilde mükemmel bir zamanlamayla yayıyorlar. Bazı yan kazanımlar da elde etmek istiyorlar, örneğin ABD’nin İsrail vatandaşlarına vize muafiyeti tanımasını engellemek ve Jonathan Pollard’ın serbest bırakılması girişimlerini akamete uğratmak.”
Asıl soru şu: Bu bilgileri yayanların faaliyetleri Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’daki üst düzey kaynaklarla ne kadar koordineli? Şu aşamada bu sorunun net bir cevabı yok.
Bu haftanın en çok yankı uyandıran haberi, Walt Disney dünyasından çıkma bir hikâyeye benziyor: ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, 16 sene önce İsrail’i ziyaret ettiğinde, Gore’un kaldığı süitin banyosunda bir Amerikan ajanı oturuyormuş. Ajan, aniden bir hışırtı duymuş ve havalandırma borularının içinde şüpheli birinin süründüğünü anlamış. Bu kişi, borular ile süit arasındaki boşluktan geçip odaya girmenin yolunu arıyormuş. Hikâyeye göre ajan öksürmüş, gizemli İsrailli de sürünerek geldiği yere geri dönmüş. Böylece ABD’nin istihbarat bilgileri, meraklı yabancı gözlerden kurtarılmış.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.