Vatan gazetesi 2 Şubat'ta tanınmış gazeteci Ruşen Çakır'ın PKK'nın en tepedeki "komutanlarından" Cemil Bayık ile yaptığı röportajı yayımladı. Çakır, Kürt meselesi ve siyasal İslam konularında uzmanlığıyla tanınıyor ve AKP ile Gülen hareketi arasındaki siyasi mücadeleye de vakıf. Bayık da doğal olarak Türkiye'nin gündemindeki bu mücadeleye değindi. Gerilla lideri Kandil'deki görüşmede Türkiye siyasetine dair muhtelif fikirlerini dile getirdi, ancak Vatan'ın manşeti röportajın en önemli mesajıydı:“Cemaat’in arkasında Amerika var, hedef Erdoğan’dan kurtulmak”.
Bu, AKP hükümetinin son yolsuzluk soruşturmasına getirdiği açıklamayla tamamen örtüşüyordu. Yani devlet içindeki Gülenci "paralel yapı", yabancı destekli bir komplo hatta bir "darbe teşebbüsü" içindeydi. Bir başka deyişle Bayık'ın açıklamaları AKP'nin tam da duymak istediği şeylerdi.
Aslında sadece Bayık değil cezaevindeki PKK lideri Abdullah Öcalan da kısa süre önce Gülen hareketine karşı AKP'ye arka çıktı. Öcalan İmralı'daki hücresinden yaptığı açıklamada "ülkeyi bir darbe ateşiyle yeniden yangın yerine çevirmek isteyenlere” karşı tavır aldı. Türkiye basını bu açıklamayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verilen bir destek olarak yorumladı. Dolayısıyla AKP'nin Erdoğan'a en sadık üyelerinden Mehmet Metiner'in Öcalan'ı bu tutumundan dolayı övmesi şaşırtıcı değildi.
Ancak PKK, (yani Türkiye'de ve uluslararası çevrelerin çoğunda terörist olarak tanımlanan bir örgüt) Türkiye'nin yeni iktidar kavgasında neden AKP'ye yakınlık duyuyor. Ve bu neden önemli?
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.