İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun gururunu bir kenara bırakıp 2010'daki Mavi Marmara baskınından dolayı özür dilemek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı aramasının üzerinden dokuz ay geçti. ABD Başkanı Barack Obama'nın baskısıyla Erdoğan'ı arayan İsrail Başbakanı bu telefon görüşmesinin ilişkileri normalleştirmesini umuyordu. Lakin, bu henüz gerçekleşmedi. Ankara'nın bölgedeki gücünü yeniden kazanmak için dış politikada başlattığı yenilenme de henüz İsrail'i kapsamıyor.
Sertlik ve inatçılık açısından Erdoğan'dan aşağı kalmayan Netenyahu'nun özrü Ankara'yı hazırlıksız yakaladı ve büyük bir siyasi ödün olarak değerlendirildi. Diplomatlar da bunu milat kabul ederek, Mavi Marmara konusundaki temel talebi karşılanan Türkiye'nin bu adıma olumlu yanıt vereceğini öngördü.
Netenyahu, Türkiye'nin konuya ilişkin bir diğer şartı olan tazminat talebini de kabul etmişti. Ankara'nın ortamın şartlarına göre bazen ileri sürüp bazen rafa kaldırdığı üçüncü şart ise Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılmasıydı.
Pek çok kişi, Erdoğan'ın bu açık özrü İsrail ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmak için kullanacağını düşünüyordu. Zira istikrara duyulan ihtiyacın her gün arttığı Orta Doğu siyaseti pragmatik bir yaklaşım gerektiriyor. Erdoğan ile Netenyahu arasındaki görüşmenin ardından iki ülkenin 22 Mart'ta eş zamanlı olarak yaptığı ortak açıklama da umut vericiydi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.