BEYRUT — Suriye’de gazetecilik yapmak, sınırları kaçak geçme çilesine dönüşmüş durumda. Gazeteciler, hem Suriye yönetiminin hem de komşu ülkelerin her türlü kısıtlamalarıyla karşı karşıya.
Suriye’deki habercilik faaliyetlerim, ayaklanmanın mart 2011’de patlak vermesinden hemen sonra Şam’da başladı. Basın vizesi için başvurmadım. Çünkü bu, hareketlerimin güvenlik güçlerince iyice kısıtlanması anlamına gelecekti. Orada bulunduğum beş ay boyunca rejimin kontrol noktalarını atlatarak sokak gösterilerini izleyip haberleştirdim. Muhalefete sempatiyle bakan, yaşlıca bir taksici beni oradan oraya götürüyordu.
İki defa tutuklanıp sorguya çekilsem de kullandığım şifreleme programları sayesinde “temiz” çıkan dizüstü bilgisayarım, mesleğime dair herhangi bir ipucu ele vermedi. 2011 ağustosunun sonunda Suriye’den sağ salim ayrıldım.
Ancak maalesef istihbarat birimleri yaptığım işten tamamen bihaber değildi. Birlikte çalışmış olduğum Brezilyalı bir meslektaş, kasım 2011’de tutuklanıp hücreye konduktan sonra sınır dışı edildi. Sorgusu sırasında kendisine kıdemli muhaliflerden Mişel Kilo’yla birlikte yaptığımız mülakat sorulmuş. Ayrıca, Alevilerin Dummar’da Sünnilere ait arazilere el koyduğuna dair dedikodu yaymakla suçlanmışız. Oysa bu iddialar, Dummar’da insanların bize aktardığı şikâyetlerdi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.