Mısır’da 3 Temmuz günü gerçekleşen askeri darbenin, en az, görevinden alınan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve iktidarını kaybeden Müslüman Kardeşler kadar şiddetle hissedildiği bir yer varsa o da Türkiye olmalı.
Başta İstanbul, ülkenin büyük bölümünü saran olayların travmasını atlatamadan, Mısır’daki askeri darbe Başbakan Tayyip Erdoğan ve iktidardaki Ak Parti için ek bir sarsıntıya yol açtı. Öyle ki, Tayyip Erdoğan, çok ihtiyacı olan tatilini keserek, işbaşına döndü; kurmaylarını olağanüstü toplantıya çağırdı ve Mısır darbesi 48 saatini doldurmamışken, hem darbeye ve hem de darbeye darbe demekten kaçınmış olduğunu iddia ettiği Batı dünyasına ve öncelikle Avrupa’ya karşı çok ağır bir eleştiri kampanyası açtı.
Milliyet gazetesinin köşe yazarı ve al Monitor’un da yazarlarından Kadri Gürsel’in 7 Temmuz günkü Milliyet köşe yazısında isabetle belirttiği gibi, “Türkiye’nin İslamcıları Mısır’daki darbeyi Mısır’da değil de Türkiye’de kendilerine karşı yapılmış gibi derinden yaşıyorlar... Ya da dışarıdan bakanlar onları mağdur ve darbelenmiş Mısırlı İslamcıların yerine koysun, öyle sansın istiyorlar...”
Mısır ordusunun Mursi ve Müslüman Kardeşleri iktidardan uzaklaştırması, Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti iktidarına, yaşadıkları travmanın yanısıra, İstanbul Taksim-Gezi eylemlerinden sonra çok ihtiyacı duydukları bir “pansuman” işlevi de görüyor. Erdoğan ve partisi bugüne dek sürekli olarak ve ısrarla kullandıkları “mağduriyet” ve “meşruiyet” temasına tekrar sarıldılar. Kadri Gürsel’in deyimiyle “mağduriyet sığınağı”na çekildiler.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.