Muhammed Ebu Huzayen, para kazanıp dokuz kişilik ailesini geçindirmek için ilkokuldan ayrılmış. Gazze merkezindeki El Nusayrat mülteci kampında büyüyen 17 yaşındaki genç, iş bulamayınca şaşırtıcı bir seçeneğe yönelmiş: İsrail’e kaçmak.
Ebu Huzayen, üç akranıyla birlikte şubat ayında İsrail'e kaçak geçmenin planlarını yapmaya başlamış. Dört arkadaşı bu riski almaya iten umut, kuşatma altındaki Gazze'de bulmaktan ümidi kestikleri mütevazi hayatı İsrail’de bulabilmek. Gençler ya sınırı kaçak geçmeyi başaracak ya da yakalanacaklardı. Her iki seçeneği de kabullenmişlerdi.
Hikâyesini Al-Monitor'a anlatan Ebu Huzayen o anki duygularını şöyle tarif ediyor: “Hapishane dâhil nereye gidersek gidelim, yeter ki Gazze’den çıkalım istiyorduk. Zaten burada yaşadığımıza da hayat denemez.’’
Gençler, Ebu Huzayen’in gününü tam olarak hatırlayamadığı bir şubat sabahı erkenden yola koyulup Doğu Gazze’den sınırı geçmişler. Bir kilometre kadar İsrail içine doğru yürüdükten sonra bu işi başardıklarına inanmışlar ki İsrail askerlerince fark edilip hemen tutuklanmışlar. Huzayen o anı şöyle anlatıyor: ‘’İsrail askeri beni kelepçelerken, ben hâlâ mutluydum. Sefil hayatımı geride bırakmıştım, kendime belki de yeni bir sayfa açabilecektim."
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.