AKP hükümetinin, yerleşik siyasal algıyı tepetaklak eden Gezi Parkı eylemlerine yaklaşım biçimi Kürt meselesinin çözüm sürecini sonuna kadar götürüp götüremeyeceği konusunda mevcut kuşkuları ciddi şekilde arttırdı. Neyse ki sürecin çökeceğine dair korkular gerçeğe dönüşmedi. Hükümet, Gezi direnişi ile Kürt meselesini iki ayrı süreç olarak yönetme yoluna gitti. En azından şimdilik ve görünürde böyle…
Bir kere şunu peşinen belirtelim: Gezi olaylarına kışkırtıcı ve bölücü üslubunun yanı sıra şiddeti meşrulaştıran tarzıyla Kürt sürecini de tehlikeye atan Erdoğan’ın PKK ile müzakerelerden vazgeçme lüksü yok. Bu yüzden Erdoğan’ın çözüme dair niyet ya da samimiyetini tartışmanın da anlamı kalmıyor.
Bu süreç Erdoğan’ın BDP’li vekilleri meclisten atma tehdidi ve KCK davalarıyla binlerce Kürt’ü içeri tıkarak PKK’yı bitirme planından barış çizgisine gelmek zorunda kaldığı bir süreç. Tercih değil hem içerdeki hem Suriye’deki gelişmelerin dayatması. PKK’nın alan hakimiyetine kalkışması, çatışmaları şehirlere taşıma tehdidi ve cezaevlerinde ölümlerin eşiğinden dönüldüğü kitlesel ölüm oruçları Erdoğan’ı barış yoluna çeken gelişmelerdi. Buna benzer zorlayıcı koşulların kâbus gibi dönmesi hiç de ihtimal dışı değil. Haliyle burada yalpalamanın Türkiye için bedeli ağır olur. Geri adım AKP için de intihar olur.
Kürt’ün halini anlayan Türk
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.