Suriye lideri Beşar Esad'ın kimyasal silah konusunda ABD Başkanı Barack Obama'nın belirlediği "kırmızı çizgiyi" aştığı ve İsrail'in Suriye’ye hava saldırısı düzenlediği haberleriyle birlikte, müdahale yanlısı söylem, Washington ve ötesinde bir kez daha gündeme yerleşti.
Sesi gür çıkan müdahale yanlısı kalabalık, basmakalıp iddialar öne sürüyor: "ABD'nin itibarı tehlikede.", "Uçuşa yasak bölge uygulansın.", "Ilımlı isyancıları silahlandırın.", "İnsani koridor oluşturun.", "Kimyasal silahların kullanımını durdurun." ve benzeri.
Bu seslerin çoğu, Suriye'deki katliamların hiçbir gerekçesi olamayacağına inanan karar verme süreçleri dışındaki etkili düşünürler ve saha tecrübesi olan kişilere ait. Diğer bir grup ise ABD'nin stratejik çıkarlarının tehlikede olduğunu savunuyor. Bu iddiaların genelde iyi niyetli olması, ABD ve NATO'nun Suriye'ye müdahale etmesi gerektiği anlamına gelmez. ABD ve NATO'nun Suriye'deki dengeyi değiştirebilme kabiliyeti tartışılmaz olsa da bu hiç de kolay bir iş değil ki şiddeti sonlandırabileceklerinden bahsetmediğimin özellikle altını çizeyim.
Önemli olan nokta işte burası: Bu kolay bir iş değil. Yine de müdahale yanlısı kalabalığın ağır topları, üzerinde kolayca kalem oynattıkları bu çetrefilli durumun gereklerini de olduğundan basit göstermeye devam ediyorlar. İki konu kritik öneme sahip: askeri gereklilikler ve Doğu Akdeniz'in muazzam karmaşık sosyal, kültürel ve siyasi yapısını anlamak.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.