Türkiye’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 13. Yüzyıl’da yaşamış büyük Türk sufisi Yunus Emre’nin “Yaradılanı Severim Yaradan’dan Ötürü” sözünü sık sık tekrar etmeyi çok sever. Yunus Emre’nin bu ölümsüz sözü, Tasavvuf’un özünü ifade eden ilahi aşkı, yani Allah’a duyulan aşkın ifadesidir ama Tayyip Erdoğan bu sözü, özellikle etnik ve gayrımüslim azınlıklar başta olmak üzere, kendisinin, hükümetinin ve partisinin ötekilere nasıl geniş bir hoşgörü gösterdiğini anlatmak amacıyla kullanır.
Ya da bir başka açıdan bakılırsa, bir hafta içinde defalarca konuşma yapan Tayyip Erdoğan’ın bu deyişi haftada en az bir kere kullanmasının nedeni, Müslüman hoşgörünün felsefi arka planının bulunduğunu ortaya koymak, böylece ideolojisinin sağlamlığını vurgulamak amacına yöneliktir.
Türkiye’nin Başbakanı, bu deyişi her ne gerekçeyle söylüyor olursa olsun, Türkiye’de, üstelik ülkenin en kozmopolit şehri İstanbul’da Yunus Emre’nin bu deyişinden hiç etkilenmeyen insanlar yaşıyor olmalı. İstanbul’un en eski semtlerinden Samatya’nın adı, 2013 yılının ilk ayında yaşlı Ermeni kadınlara yönelen saldırılarla anılır oldu. 1915’te Ermenilerin başına gelmiş olan büyük felaketin 100. Yıldönümü yaklaşırken, Samatya’da korumasız yoksul Ermenileri hedef alan gizemli olaylar, bir yönüyle yüzyıl öncesinin trajedisini yeniden zihinlerde canlandırırken, diğer yönüyle ırkçı milliyetçiliğin çirkin yüzünün Türkiye’de hortlama ihtimalini gündeme getirdi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.