Suriye'yi demir yumrukla yöneten ve Tahran'ın kilit bir müttefiki olan Beşar Esad'ın aralık ayında Ankara'ya yakın İslamcılar tarafından devrilmesinin ardından Türkiye ile bölgesel rakibi İran arasında gerilim tırmanıyor. İran’ın 3 Mart’ta Türkiye’nin Tahran büyükelçisini çağırarak bölgesel politikalarını eleştiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın sözlerinden rahatsızlık duyduğunu iletmesi üzerine Türk Dışişleri Bakanlığı da 4 Mart’ta Ankara’daki İran maslahatgüzarını çağırarak tepki gösterdi.
İran Dışişleri Bakanlığı’ndan aynı gün yapılan açıklamada Dışişleri Bakan Yardımcısı Mahmud Haydari’nin bir gün önce “Türkiye Dışişleri Bakanı'nın son açıklamaları” konusunda Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi ile görüştüğü duyurulmuştu. Açıklamada, “İki ülkenin müşterek menfaatleri ve bölgedeki hassas koşullar, uygunsuz açıklamalardan kaçınılmasını gerektiriyor” denildi.
Fidan geçtiğimiz hafta El Cezire’ye verdiği mülakatta İran’ın “vekil” gruplar kullanmasının “tehlikeli” olduğunu belirterek İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan'da Şii milisler üzerinden kendi menfaatlerini ilerletme politikasına göndermede bulunmuştu. Fidan şu ifadeleri kullanmıştı: “Eğer siz başka bir ülkedeki bir grubu destekleyerek orada rahatsızlık oluşturmak isterseniz, başka bir ülke de sizdeki bir grubu destekleyerek size rahatsızlık oluşturmak ister. Sizde olan yetenekler başkasında da var. Dolayısıyla camınıza taş atılmasını istemiyorsanız başkasının camına taş atmayacaksınız.”
İran, Türkiye ve İsrail'in başlıca müttefiklerinden biri olan komşusu Azerbaycan'ı İran’daki Azerileri ayrılıkçılığa teşvik etmekle suçluyor. Fidan İran'ın en büyük etnik azınlığı olan ve Türkçe konuşan Azerileri kastetmiş olabilir mi? Eğer öyleyse neden?
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.