Ana içeriğe atla

Türkiye’nin Suriye siyasetinde değişim sancıları

Fon transferiyle Erdoğan’ı bağlayan Putin’in markajı, sığınmacı baskısı ve seçim gündemi Esad’la diyalogu dayatıyor. Bu yönelim devletin katmanlarındaki tercihleri de yansıtıyor. Ama ciddi bir yol haritası yok.

LOUAI BESHARA/AFP via Getty Images
A large poster of Syrian President Bashar al-Assad is decorated with paper flowers during the opening of the 42nd International Flower Show in Tishreen Park in the capital Damascus on June 22, 2022. — LOUAI BESHARA/AFP via Getty Images

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ekim 2021’de Belgrad’da Bağlantısızlar toplantısı sırasında Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad’la ayaküstü görüştüğünü belirtip muhalefetle rejimi uzlaştırmaya çalıştıklarını söylemesinin yankıları sürüyor. 

Muhalifler fişlerinin çekileceği korkusuyla Suriye’nin kuzeyinde en az 33 yerde gösteri düzenlerken Ankara, Suriye halkına desteğin süreceğini belirterek öfkeyi yatıştırmaya çalışıyor. Çavuşoğlu ikinci açıklamasında “Barıştırma değil de uzlaştırma kelimesini kullandım. İşi kızıştırmak isteyenler sözlerimizi çarpıttı” dedi. 

Çavuşoğlu’ndan sonra Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Erdoğan’ın Esad’la görüşüp görüşmeyeceği sorusuna "Hiç olmaz diyecek durumda değilim. Bir yerden başlar, bunun düzeyi yükselebilir" yanıtını verdi. Bu da yön karmaşasına rağmen Suriye siyasetinde değişim sancısını teyit ediyor. 

Bunun nasıl ve ne zaman olacağına dair tartışmanın ucu açık. Fakat devletin farklı katmanlarında Şam’la barıştan yana bir tercih ağırlık kazanıyor. Epey zamandır önde gelen bazı emekli asker ve diplomatlar Şam’la uzlaşmayı salık veriyordu. Hükümetin özellikle Kürtlere karşı “savaşçı” tavrına arka çıkan ulusalcı kanatlar da Şam’la barış için bastırıyor. 

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish