Ana içeriğe atla

Erdoğan Macron’un ayak izinden Beyrut’a gidebilir mi?

Macron’un Lübnan’a “yeni nizam” istediği Beyrut ziyareti, Erdoğan’ın bölgesel hevesleriyle kontrast oluşturuyor. Ancak 10 yıl önce Erdoğan’ın alkışlandığı Lübnan’daki zemin artık davetkâr değil.

GettyImages-1227935471.jpg

Türkiye’nin eski sömürge bölgelerinde Fransız işlerine çomak soktuğu bir dönemde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron patlamayla felaketlerin felaketini yaşayan Beyrut’a bir kurtarıcı edasıyla indi. “Fransa dönüyor” dedirten sansasyonel ziyaret yerine göre gıptayla, şaşkınlıkla ve tepkiyle izlendi.

On yıl öncesinin Türkiyesi olsaydı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan muhtemelen taziye için Beyrut’a giden ilk lider olurdu. 24-25 Kasım 2010’da Beyrut ve Trablus’ta büyük bir coşkuyla karşılanan Erdoğan yıllar içinde Lübnan siyasetinin pek çok unsuru açısından “istenmeyen misafir” oluverdi.

Buna karşın Macron, yolsuz ve mezhep tabanlı sistemin çöküşü olarak görülen Beyrut patlamasını dış politikasına bir yıldız kondurmak için fırsata çevirdi. Erdoğan’ın ağzından çıksa yeri yerinden oynatacak sözler sarf etti. “Organize yolsuzluk tarafından ele geçirilmiş sistemin değiştirilmesini” ve “yeni bir siyasi düzen kurulmasını” istedi. “Lübnan liderlerinden açık yanıtlar bekliyorum” dedi. Pek buyurgandı! Hesap sormak için 1 Eylül’de döneceğini söyledi. 

Oldukça sıra dışı! Macron 1946’da sömürgenin bittiği eşikte durup Lübnan’ın geleceğine oynar gibiydi. Bu poz Fransızlara bile çok geldi. Öyle ki Humanité gazetesinden Pierre Barbancey “Macron kendisini General de Gaulle ya da Napolyon mu sandı?” diye sordu. Eleştiriler üzerine Macron “Liderlere emir vermiyorum. Fransa Lübnan’da rolünü oynamazsa iç işlerine Türkiye, İran, Suudlar karışır” diye kendini savundu. 

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish