BAĞDAT -- Irak’taki kimi kesimler geçmişte yaşanan acıların ortak hatırası, barış ve istikrar özlemiyle İsrail ile daha yakın ilişkiler kurulmasını talep etmeye başladılar. Bu değişimde pek çoklarını şaşırtacak iki etmen rol oynadı: Iraklıların hissettikleri vicdan azabı ve Filistinlilere duydukları öfke.
Yazar ve siyaset uzmanı Ali Marid El Esadi Al-Monitor’a telefonla şu değerlendirmeyi yapıyor: “Filistinlilerin diktatör Saddam Hüseyin’i desteklemeleri ve bu nedenle karıştıkları terör eylemleri sonucunda kamuoyunda (İsrail’e) doğru büyük bir kayma oldu. Irak’taki Şiilerin çoğu barışçıl Yahudi toplumunu desteklemedikleri için suçluluk duymaya başladı. Asırlar boyu barış ve uyum içinde aynı vatanı paylaştıkları Yahudiler monarşi döneminde (1958-1963) ve Baas rejimi sırasında (1968-2003) baskı görüp yurtlarından ayrılmak zorunda kalmışlardı.”
İsrail’e yönelik fanatikliğin ve husumetin Bağdat’ın Şiilerin çoğunlukta olduğu merkez ve güney kesimlerinde azaldığı görülüyor. Esadi 9 Eylül’de şöyle yazdı: “İsrail’e düşman olmak Şiilerin menfaatine değil. Şiiler ve Yahudiler Orta Doğu’da birlikte var olmanın temelini oluşturan müşterek insani değerler üzerinde uzlaşmalılar.”
Esadi Al-Monitor’a değerlendirmelerini de şöyle sürdürdü: “İran etkisi ve Baasçı kültürün kalıntılarını bir kenara bırakırsak Irak’ın İsrail’e resmi husumetini sürdürmesi için bir gerekçe yok. Bilhassa da Arap devletlerinin çoğunun, hatta Filistin devletinin bile Tel Aviv’le ilişkileri olduğu düşünüldüğünde.” Çoğu Arap devleti İsrail’i resmi olarak tanımasa da Esadi bu sözlerle Tel Aviv ile temas ve irtibat halinde olan Arap devletlerine işaret ediyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.