Ana içeriğe atla

Başkanlık sistemi: İslâmî mi, Platoncu mu?

Bazı iktidar yanlısı kalemler, hiç olmadığı kadar yakın görünen başkanlık sistemini İslâmî referanslarla savunuyorlar. Acaba haklılar mı? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Turkey's President Tayyip Erdogan (C) greets his supporters as he arrives at a mosque for Friday prayers in Istanbul, Turkey, May 29, 2015. Turkish President Tayyip Erdogan said the launch of Ziraat Bank's Islamic business should help to attract new funds to Turkey and urged other state lenders to help to triple Islamic banking's share of the market by 2023. Islamic finance has developed slowly in Turkey, the world's eighth most populous Muslim nation, partly because of political sensitivities and the secul
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da bir cuma namazı öncesi destekçilerini selamlarken, 29 Mayıs 2015 — REUTERS/Murad Sezer

Türkiye, iktidardaki Ak Parti ile yeni müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) arasındaki uzlaşı sonucunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır istediği başkanlık sistemine hiç olmadığı kadar yakın. Parlamento anayasa değişikliğini yüksek ihtimalle 2017’nin başında oylayacak. Halkın son sözü söyleyeceği referandumun ise nisan ya da mayısta yapılması bekleniyor. Erdoğan’ın kamuoyu desteği düşünüldüğünde sandıktan “evet” çıkması kesin olmasa bile yüksek ihtimal.

Böylesi büyük bir dönüşümün teknik ayrıntıları başka bir mesele. Dış gözlemciler bu köklü değişimin tarihsel olarak ne anlama geleceğini merak ediyor. Erdoğan’ın siyasi İslam geleneğinden geldiği ve son yıllarda giderek daha çok benimsediği İslamcı söylem düşünüldüğünde pek çok kişinin aklına ‘Başkanlık sistemi laik Türkiye’nin sonu mu olacak sorusu?’ geliyor. Bir diğer deyişle, Türkiye’nin bir “İslam cumhuriyeti”ne dönüşüp dönüşmeyeceği merak ediliyor.

Bunun yanıtı göründüğünden daha karmaşık. Bir yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda 1937’den bu yana var olan laiklik ilkesinin çıkarılacağını ve devletin dininin İslam olarak tanıtılacağını düşünmek için hiçbir sebep yok. Ak Parti hiçbir zaman böylesi radikal bir değişimi savunmadı. Hatta Meclis Başkanı İsmail Kahraman geçen yıl buna benzer bir öneri gündeme getirdiğinde Erdoğan laikliğin dine düşman olmayan bir tanımını savunarak bu fikri reddetmişti.

Dahası, MHP’nin yeni anayasa sürecine katılımı da laiklik ilkesinin korunacağının bir diğer göstergesi. MHP muhafazakar Sünni tabana hitap eden bir parti olsa da laiklikle hiçbir zaman büyük bir sorunu olmadı. Nitekim, Devlet Bahçeli’nin anayasa görüşmelerine katılma şartlarından biri de Anayasa’nın değiştirilemez ilk üç maddesine dokunulmamasıydı. Basında çıkan haberlere göre bu koşul kabul edilmiş görünüyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish