Ana içeriğe atla

Erdoğan Belarus’u niçin takdir etti?

Erdoğan, Belarus’un nevi şahsına münhasır “hiyerarşik demokrasi”sini takdir ederken, Batılı başkentlerin hataları ve çifte standartları da Türkiye’nin Batı’dan kopuşunu hızlandırıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Belarussian President Alexander Lukashenko welcomes Turkish President Tayyip Erdogan during their meeting at the Palace of Independence in Minsk, Belarus, November 11, 2016. REUTERS/Vasily Fedosenko - RTX2T5HA
Belarus Başkanı Alexander Lukashenko ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Minsk’teki Bağımsızlık Sarayı’nda görüşmeleri öncesi el sıkışırken, 11 Kasım 2016 — REUTERS/Vasily Fedosenko

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık ziyaret ettiği Batı başkentlerinde yükselen ve demokratikleşen Türkiye’nin lideri olarak övgüyle karşılandığı günler artık mazide kaldı.

Öyle ki, Cumhurbaşkanı’nın geçen yılki dış seyahatler listesinde NATO ve Birleşmiş Milletler zirveleri hariç tek bir Batılı ülke bile yer almıyordu. Aksine listede Katar, Türkmenistan, Suudi Arabistan, Şili, Peru, Uganda, Azerbaycan, Gine, Nijerya, Gana, Fildişi Sahili, Senegal, Ekvator, Kenya ve Somali gibi ülkeler vardı. Temmuzdaki darbe girişiminin ardından bu listeye beş ülke daha eklendi ve tabii ki onlar da Batı ülkeleri değildi: Rusya, Çin, Pakistan, Özbekistan ve Belarus.

Acaba sırf bu seyahat haritası bile Türkiye’nin iki asırdır sürdürdüğü “Batı eksenli” dış politikasının artık değiştiği anlamına geliyor olabilir mi? Belki. Ama daha kesin bir yanıt için, açık sözlülüğüyle her zaman gurur duyan Erdoğan’ın bu konudaki net ifadelerine kulak vermek daha doğru olacaktır. Örneğin, 11 Kasım’da gerçekleştirdiği resmi Belarus ziyaretinin ardından verdiği mesajlara.

Öncelikle, Belarus’un eski bir Sovyet ülkesi olduğunu ve tümüyle Avrupa kıtasında yer almasına rağmen kıtanın demokrat addedilmeyen tek ülkesi olduğunu hatırlatalım. Belarus elbette kendisini “demokratik” bir ülke olarak tanımlıyor ancak bu, Batı’daki liberal demokrasi anlayışından oldukça farklı bir demokrasi. Belarus’u “Sovyetlerin hiyerarşik yönetim modelinin bir başkan liderliğinde uygulandığı” bir ülke olarak tanımlayan uzmanlar ülkede “kayda değer herhangi bir sivil toplum kuruluşu, medya, siyasi parti, sendika ya da toplumsal kuruluş” olmadığına, olanların da “devletin ideolojik aygıtı” olarak faaliyet gösterdiğine işaret ediyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish