Basın özgürlüğü, AKP’nin Suriye politikasının kurbanı
32 kişinin öldüğü Suruç katliamından sonra, Türkiye’deki IŞİD bağlantılı terörizm ile AKP’nin Suriye politikası arasında neden-sonuç ilişkisi kuran gazeteciler iktidarın baskı ve susturma eylemlerinin hedefi oluyor.
Türkiye’deki 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’ne iki gün kala, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Diyarbakır’da miting düzenlediği alanda bomba patlatarak 4 kişinin ölümüne, 50 kişinin de yaralanmasına neden olan saldırgan 2014’te IŞİD’e katılarak gittiği Suriye’den henüz dönmüş, güneydoğu vilayeti Adıyaman nüfusuna kayıtlı 20 yaşındaki Orhan Gönder’di...
20 Temmuz’da, Suriye’de IŞİD’in işgal girişimine karşı Kürt direnişine sahne olan Kobani’nin yeniden inşasına katkıda bulunmak amacıyla sınırı geçmek için kentin Türkiye tarafındaki komşusu Suruç’ta toplanan 300 kadar sol görüşlü aktiviste karşı düzenlenen bombalı intihar saldırısının faili de 2014’te IŞİD’e katılarak Suriye’ye geçmiş, 20 yaşındaki Adıyamanlı Şeyh Abdurrahman Alagöz’dü...
32 kişinin öldüğü, 100’den fazla kişinin de yaralandığı bu katliamın düzenlendiği gün yazdığım bir tweette “Bugünlerin geleceği belliydi. Gencecik insanların katlinden AKP’nin Suriye politikasını yapıp edenler sorumludur” dedim.
Ertesi gün 21 Temmuz’da, bu konuda yazdığım ikinci tweette takipçilerimle şu görüşü paylaştım: “IŞİD terörü AKP’nin ‘cihadistlere açık kapı’ politikasının kullanışlı bir ürünü. Şimdi sponsorlarına iç siyasette de yararlanma imkânı sunuyor”.