Suriye'deki çatışmanın, halkın yönetime katılmak ve kendi kaderini tayin etmek için verdiği mücadelenin ötesinde bir şeye dönüştüğü artık inkâr edilemez bir gerçek. Çatışmaların mezhepsel boyutu herkesçe kabul edilse de olup biten sadece Sünni-Şii karşıtlığı ile de açıklanamaz. Zira savaş, büyük ölçüde küresel ve bölgesel güçler arasında bir nüfuz mücadelesine dönüşmüş durumda. Savaşın arka planı ise doğal gaz ve doğal gaz bağlantılı ikilimler etrafında gelişiyor ve bunların boyutu Suriye’yi aşarak Irak, Lübnan, İsrail, Türkiye ve hatta Kıbrıs’a kadar uzanıyor.
Nitekim işin bu boyutunu sadece uzmanların konuştuğu bir konu olmaktan çıkarıp açıklıkla tartışmanın vakti geldi. Zira konuya ilişkin gerçekler kamuoyundaki bazı algılarla örtüşmüyor. Bu çelişkilerin açığa çıkması, belki de ortak çıkarlara hizmet edecek ve sivil kayıplara son verecek barışçıl ve mantıklı çözümlerin önünü açacak. Böylece aynı zamanda mevcut savaşlar dizginlenebilir ve ileride yaşanması muhtemel çatışmaların önüne geçilebilir.
Doğal gaz savaşlarının başrollerinden biri Rusya'dır. Moskova’nın Suriye kartını sıkı sıkı tutması ve Şam rejimini güçlü bir şekilde desteklemesinin ardında Rusya’nın kendi stratejik çıkarlarını koruma arzusu yatmaktadır. Bu çıkarların en önemlisi, Avrupa’nın başlıca doğal gaz tedarikçisi olma konumunu korumak ve buna bağlı olarak Rus kontrolü dışında alternatif doğal gaz boru hatlarının önüne geçmektir. Bu nedenledir ki Rusya, Türkiye’nin bu alandaki artan etkinliğine, bilhassa Nabucco projesinin ortaya çıkışından sonra karşı durmaktadır.
Nabucco projesi, Rus nüfuzundaki bölgeleri baypas ederek Hazar Denizi’ndeki Azerbaycan doğal gazını Avusturya üzerinden Avrupa pazarına taşımayı amaçlamıştı. Ne var ki bu projenin yerini şimdi gazı İtalya’ya yeni ve daha kısa bir yoldan ulaştıracak Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) ve Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) projeleri aldı. Türkiye, Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Azerbaycan ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. TANAP’a bağlanması planlanan Güney Kafkasya Boru Hattı projesinin faaliyete geçmesi de bu iş birliğinin yansımasıdır. Bu iş birliği Moskova’nın soğuk savaş sonrası bölgesel etkinliğine meydan okuyan başlıca unsurlardan biridir. Ancak bu projelerin Avrupa pazarının muhtaç olduğu ilave doğal gaz kaynaklarını Avrupa’ya taşıyıp taşıyamayacağı henüz belli değil. Projelerin başarıya ulaşması umudu, Türkiye ile Katar arasındaki iş birliğinin temel amaçlarından biri olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu iş birliği, Nabucco hattına ve oradan da Avrupa pazarına bağlanacak ek bir ağın inşa edilmesi projesinde vücut bulmuştu. Bu hattın, ilk etapta Katar doğal gazını Suudi Arabistan ve Suriye üzerinden Türkiye’ye taşıması öngörülmüştü. Lakin Şam yönetimi, yıllardır ekonomik ortağı olan Moskova’nın çıkarları zedelenecek gerekçesiyle 2009’da bu projeyi reddetti. Bunun, Türkiye ve Katar’ın Suriye’deki muhalif güçlere verdiği mali ve askeri destekte etkili olduğuna şüphe yok.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.