Ana içeriğe atla

İdam fermanı boynunda bir medeniyet: Hasankeyf

Dicle Vadisi'nde 12 bin yıllık bir kaya uygarlığının sulara gömülmesi için geri sayım başladı. Yıllık 300 milyon TL’lik gelir vaat eden Ilısu Barajı, yüzlerce eşsiz eseri yutacak.

Sheep.jpg

Bir ülke baraj için Mezopotamya’da çok sayıda medeniyetin gururla arkada bıraktığı 550’yi aşkın tarihi eseri gözden çıkarabilir mi? Korkarım Türkiye bunu yapmaya çok kararlı. Şaka değil: 1958’den beri tartışılan, 1982’de kabul edilen ve 2006’da AKP hükümetinin hızlandırdığı Ilısu Barajı projesi, İpek Yolu’nun en önemli dönemeçlerinden Hasankeyf’i yutacak.

Romalıları, Bizanslıları, Persleri, Artukluları, Eyyubileri, Akkoyunluları ve Osmanlıları görmüş Hasankeyf artık idam fermanı boynunda asılı bir kasaba. İnsanlığın veda edeceği eserler arasında 12. yüzyıldan günümüze sadece 4 ayağı kalmış çift katlı taş köprü, El Rızk Camii, Mardinike Saray Harabesi, Zeynel Bey Türbesi, Süryani mahallesi, Sultan Süleyman Camii, Koç Camii, Han ve Arasta, dükkânlar, seramik fırınları ve sayısız mağara ev de var. Batman Belediyesi, 18-20 Ekim’de düzenlediği Hasankeyf Kültür ve Sanat Festivali’yle yaklaşan bu felakete dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı’nın anlamadığı medeniyet

Hasankeyf’in hikâyesi Dicle Nehri’nin kıyısında 100 metre yüksekliğindeki kaya kütlesinin tepesindeki kaleyle başlıyor. Kalede ve yanındaki kanyonda kayalıklara oyulmuş 5-7 bin civarında ev var. 1970’lere kadar burası camisi, kilisesi, mezarlığı, türbesi, pazar yeriyle eski çağlardan fırlamış bir ‘kale şehir’ olarak yaşamını sürdürdü. Ta ki 1966’da yolu Hasankeyf’ten geçen Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın “Bu devirde mağarada insan mı yaşar? Hemen bunlara ev yapılsın” diye çıkışıncaya kadar. Ahali kalenin dikizlediği alanda yapılan konutlara taşındı. Eski şehirde şimdi her yer metruk, her şey harabe…

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish