Türkiye’de Ramazan Bayramı ve onu izleyen haftasonu, yaz aylarında gittikçe gerilen ve her gün yeni polemiklerle gerilen ülkeyi nisbeten uzunca bir tatil ortamına soktu. Yaklaşık bir hafta boyunca, Türkiye, siyaseten hayli gerilimli ve sıcak yaz ortamında politikadan uzaklaştı.
Gerçi, Başbakan, Bayram’ın ilk günü konuşmuş ve konuşmasının bir yerinde hızını alamayarak bu kez hedefine Nobel Komitesi’ni almış ve 2005 yılında Muhammed al-Baradei’ye Nobel ödülü vermesinden önce, Komite’yi topa tutmuştu ama galiba Türkler, başbakanlarının herhangi bir gün herhangi bir kişi ve çevreyi azarlamasına giderek alıştıkları ve buna pek kulak asmamaya başladıkları için, Tayyip Erdoğan’ın “Eyy, Nobel” diye Nobel Komitesi’nden sanki bir şahısmış gibi söz eden sözleri, birkaç satirik köşe yazısı dışında toplumda pek bir makes bulmadı. Türkler, sıcak yaz günlerinde uzun Ramazan günlerinin ardına gelen Bayram’da kendilerini tatil sitelerine atmakla meşguldüler. Öyle ki, Ege’de Türkiye kıyılarına yakın Yunan adalarındaki Yunanlı sayısı bile bir hafta içinde deniz yoluyla gelen Türk turistlerle dengelendi.
Başbakan’ın durup dururken sözü Nobel Komitesi’ne getirip, ta 2005 yılında Barış Ödülü tercihini Muhammed al-Baradei’den yana kullanmasına öfke duyarak, salvolarını Norveçlilere yöneltmesi, konuşması sırasında Mısır’dan söz ederken oldu. Darmadağınık bir konuşmaydı. Konuşmanın bir yerinde yine Türklerin en az 3 çocuk yapması gerektiğinden, yapacakları 3 çocuğu “vatana hibe etmek için” yapmaları gerektiğinden söz ederken, bir başka yerinde sözü Mısır’daki darbeye getirmiş, darbeye durduğu öfkeyi ifade ederken, aklına nasıl olduysa Muhammed al-Baradei’nin geçici cumhurbaşkanı yardımcısı olduğu gelmiş, oradan zihni 2005 yılına, al-Baradei’nin Nobel Barış Ödülü kazanmasına gitmiş ve derken öfke patlamasından Nobel Komitesi hissesini alıvermiş. Nobel Komitesi’ni “Eyy, Nobel; sen nasıl olur da, sekiz yıl sonra bir askeri darbenin cumhurbaşkanı yardımcısı olacak adama barış ödülü” verirsin azarlamasına dönüştürerek, Norveçlileri “vizyonsuzluk”la suçladı.
Tayyip Erdoğan’ın Taksim-Gezi olaylarından sonra kimilerince dikkat çeken “vücut ve zihin kimyasındaki bozulma” konuşmalarında sınır, durak bilmemeye ve aklına her geleni söylemeye yöneltti. Bayramın başında yaptığı konuşmadaki sözleri de böyle.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.