POLATLI -- COVID-19 salgınının ekonomik tahribatı dünya genelinde gıda güvenliği endişelerine yol açarken, Türkiye’de gezici mevsimlik işçilerinin gıda tedarik zincirindeki önemini gözler önüne serdi. Yüksek gıda enflasyonundan muzdarip olan Türkiye’de, tarımsal üretimin sürmesi kritik önemde. Ancak hasat zamanının başlaması, yoksul mevsimlik işçileri güç bir seçime zorluyor: Ya virüs tehlikesini göze alarak riskli ortamlarda çalışıp ekmeklerini kazanmak ya da bu şartlara razı olmayıp gelirsiz kalmak.
Başkent Ankara’ya ilk mevsimlik işçi kafilesi mayıs ortalarında Urfa’dan geldi. Polatlı’da yol kenarında kendilerine ayrılan alanlarda konaklayan işçiler için salgına karşı gerekli tedbirlerin alındığını söylemek zor. Aileler, birkaç büyük çadırın dışında, genelde uzun sopalara muşambaları dolayarak kurdukları derme çatma çadırlarda barınıyorlar. Bu yapılar daha sağlam olması için genelde birbirine bitişik yapılıyor. Beş altı metrekarelik çadırlarda sayıları altı ilâ 10 arasında değişen aileler kalıyor. Alanda, hortumla sağlanan sadece bir su kaynağı var.
Salgın tehlikesini artıran bu yaşantı tabii ki onların tercihi değil. Bir işçiye, koronavirüsten korkup korkmadıklarını sordum. Korktuğunu söyledi. Peki, o zaman neden maske takmıyorlardı? Yanıtı gayet basit: “Maskeyi nereden alabilirim ki?”
Kendilerine maske getiren toprak sahibi de yetkili de yok. Verdikleri bilgiye göre bu alanlara şimdiye kadar Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’ndan gelen olmamış. Başka bir çadır kentte, çavuşa (işçilerin lideri) sağlık önlemlerinin nasıl alındığını sorduğumda, “Yetkilileri aradık, korona nedeniyle az kişi çalıştıklarını ve ancak bayramdan sonra geleceklerini söylediler” dedi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.