Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı İran’ın bölgesel rolünü sözünü sakınmadan eleştiren bir isimdi. Kaşıkçı İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’deki artan dahlini televizyonlarda, yazdığı makalelerde, zaman zaman da farklı ülkelerdeki konferanslarda İranlı akademisyen ve analistlere karşı eleştirdi.
Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’nda öldürülmesi, olayın patlak verdiği andan itibaren İran medyasının öncelikli konularından oldu. Kaşıkçı olayı iç siyasette farklı duruşları olan gazetelerde de devlet medyasında da pek çok kez manşetlere çıktı. İranlı bir gazeteci Twitter’dan paylaştığı mesajda bu ilgiyi şöyle yorumladı: “Cemal Kaşıkçı devlet medyasının kendisine ayırdığı yeri görebilseydi İran’a dair görüşlerini bir nebze değiştirebilirdi ama ne yazık ki artık aramızda olmadığı için düşüncelerini bilme imkânımız yok.”
Kaşıkçı olayına medyanın gösterdiği ilgiye karşın resmi siyasi cephede farklı bir tutum vardı. İran hükümeti ancak 24 Ekim’de net bir tutum ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani kabine toplantısında “ABD’nin desteği olmadan hiçbir ülkenin böyle bir suça cüret edeceğine inanmadığını” söyledi.
Ruhani’nin ardından Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de aynı gün Twitter’dan şu mesajı paylaştı: “ABD Hazinesi dikkatleri İstanbul ve Yemen’deki Suudi gaddarlığından kaçırmak için İran karşıtı Taliban’ı ‘desteklediği’ gerekçesiyle İran’a yaptırım getiriyor. ABD’nin aynı Taliban’la şu an görüşmeler yaptığı ve ABD uydularının Taliban’ı yıllardır desteklediği kolayca es geçiliyor.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.