Zafer Bayramı’nda gazeteciler hedefte
Mustafa Akyol Türkiye’deki 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve akabinde hükümetin giriştiği tasfiye kampanyasıyla “ülke tarihinde yeni bir dönem” başladığını yazıyor. Akyol şöyle devam ediyor: “Siyasi grup ve ideolojik kampların büyük çoğunluğu tarafından darbenin sorumlusu olarak görülen Fethullah Gülen’in takipçileri ulusal bir ‘iç düşman’ hâline geldi. Böyle bir bakış açısı doğal olarak kaygı verici sonuçlar doğuruyor. Zira toplu bir şeytanlaştırma ve cezalandırmaya yol açıyor. Oysa Gülen Cemaati, bu topluluğun karanlık tarafından habersiz birçok masum insanı barındırıyor. Ciddi bir tehdit nedeniyle gelişen cinnet hâli karşısında hukuk devletinin nasıl korunacağı herkesi ilgilendirmesi gereken zor bir sorun.”
Akyol’un bahsettiği toplu şeytanlaştırma ve cezalandırma bağımsız medya ve gazetecileri de kapsıyor. Türkiye 15 Temmuz öncesinde de Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 151’inci sırada yer alıyordu. Örgüt Türk hükümeti tarafından yürütülen kampanyayı şöyle anlatıyordu: “Gazeteciler taciz ediliyor, birçok gazeteci ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ile suçlanıyor ve internet sistematik olarak sansüre uğruyor. Bölgesel bağlam – Suriye’deki savaş ve Türkiye’nin PKK’ye yönelik taarruzu – medya üzerindeki baskıyı artırıyor, medya kuruluşları da ‘terör’ ile suçlanıyor.” Rapor, Al-Monitor Türkiye’nin Nabzı okuyucularının yakından bildiği şu tespiti de yapıyor: “Medya ve sivil toplum her şeye rağmen Erdoğan’ın artan otoriterliğine direniyor.”
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, darbe girişiminden yaklaşık bir ay sonra da Türkiye’nin “hapisteki gazeteciler bakımından dünya birincisi” sıfatını elde ettiğini vurguluyor. Üstelik ister inanın ister inanmayın, işler daha da kötüye gidiyor olabilir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.