1 Temmuz 2014 tarihinde İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, belki de Türkiye’de görülmüş en ilginç ve tuhaf dolandırıcılık olaylarından bir tanesinin yargılandığı davada ilk duruşmasını gerçekleştirdi.
Duruşmada “şikâyetçi” tarafta oturan kişi Ermeni Patrikhanesi Patrik vekili Başepiskopos Aram Ateşyan’dı. Daha önce, Ermeni patrik Mutafyan’ın ağır hastalığının ardından Ateşyan’ın nasıl göreve geldiğini Al-Monitor’daki yazımda anlatmıştım.
Duruşmada beyanı sorulan Ateşyan, 2013 yılının ramazan ayındaki bir iftar yemeğinde başbakan Erdoğan ile bir araya geldiğini ve halen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün elinde bulunan ve asıl olarak Ermeni Patrikhane’sinin malı olan Sanasaryan hanın iadesi meselesini konuştuğunu söyledi. Bu görüşmenin ardından bir kaç gün sonra, kendisini milli emlak müfettişi olarak tanıtan bir kişi, “başbakanlık” antetli kağıtlarla Patrikhaneye geliyor; Ateşyan’a, bu evrakları imzalamasının ardından Sanasaryan hanın patrikhaneye iade edileceğini söylüyor. Kâğıtları imzalatıyor, ardından Ateşyan’dan “bir hediye” istiyor, kendisine “hediye” olarak 6.000 Türk Lirası (yaklaşık 2812 Amerikan Doları) veriliyor ve ardından “milli emlak müfettişi” kayıplara karışıyor. Bir süre sonra Ateşyan dolandırıldıklarını anlıyor.
Burada bir parantez açayım. Sanasaryan han bir zamanlar Ermeni cemaatine ait olan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 70’li yıllarda Yargıtay’ın Cemaat vakıflarının bazı hukuki işlemlerini geçersiz kabul etmesi sonucu bu cemaatin elinden alınan mallarından sadece bir tanesi. İstanbul’da bulunduğu konum ve büyüklüğü itibariyle belki de en değerli olanı. Patrikhane ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında, bu mülkün kime ait olduğuna ilişkin davanın ilk aşaması 3 Temmuz 2014 günü patrikhane aleyhine sonuçlandı. Patrikhane’nin yapacağı temyiz başvurusunun nasıl sonuçlanacağını ise şimdiden kestirmek güç.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.