Dışarıdan sermaye girişi yerine yoğun sermaye çıkışı sorunu yaşayan, ihracat ve turizmden döviz girişi sert biçimde düşen ekonominin 30 milyar dolara doğru giden cari açığı, Erdoğan hükümetini döviz fiyatlarını kontrol edemez duruma getirdi. Dolar fiyatı, sadece bir ayda 6.85 TL’den 7.35 TL basamağına çıkarak yüzde 7’nin üstünde sıçradı.
Döviz fiyatı, ithalatçıların, dış borcu olanların ve TL’ye güvenmeyip dolara geçmek isteyen tasarruf sahiplerinin üçlü baskısı altında. Bu üç cepheden dövize talep artınca, basınç kaynaklarından ithalatı kısma yönünde çabalar artırılıyor. Bunun devamı olarak, ithalatta yıllık 10-12 milyar dolar payı olan otomobilden alınan Özel Tüketim Vergisi’nde (ÖTV) yüksek artışlara gidildi, ithal otoya sert bir fren yaptırıldı.
30 Ağustos tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan yeni ÖTV oranlarıyla birlikte ithal ve motor hacmi yüksek olan otomobillerin fiyatlarını yüzde 13 ile yüzde 20 dolayında artıracak vergi artışlarına gidildi. Öte yandan bu düzenlemenin, yerli üretime küçük de olsa bir koruma sağlayacağı ve ilk elde yerli otomobil fiyatlarında yüzde 3 ilâ yüzde 6 arasında indirim olacağı söylendi. Türkiye, otomotivde net ihracatçı olmasına karşın, iç piyasada yerli otodan çok ithal otoya rağbet var. Vergi artışı önleminin özellikle ikinci el piyasaları hareketlendirmesi de bekleniyor.
Son üç yılda bir türlü istikrarlı bir büyüme ivmesi yakalayamayan Türkiye ekonomisi, COVID-19 pandemisi ile iyice dibe vurdu ve ikinci çeyrekte gayri safi yurt içi hasıla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10’a yakın daraldı. Nisan-haziran dönemini içeren bu daralma dönemin ilk iki ayı, iç talebin bıçak gibi kesildiği pandemi karantinasına denk gelirken haziran ekonominin açıldığı ay oldu. Haziranı izleyen temmuz ayında, özellikle kredi muslukları açılarak tüketim adeta teşvik edildi. Ne var ki bu hızlı ısınma, bir yandan enflasyonu tetikledi bir yandan da özellikle ithalatı coşturarak ilk altı ayda yaklaşık 20 milyar dolar cari açığa yol açtı. Bu açığın ağustos sonunda 30 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Açık, yeni yabancı kaynak girişlerinden finanse edilemeyince Merkez Bankası’nın zayıflamış rezervleri kullanıldı. Bu da Merkez Bankası’nın bağışıklık sistemini iyice zayıflatarak dış görünümünü olumsuz etkiledi. Isıtılan ekonominin daha fazla sürdürülemeyeceği görülünce iki ayın ardından ağustos başında fırlayan döviz fiyatları karşısında ekonomi soğuma kulvarına çekildi. Bunun bir adımı olarak da ithalat kısıtlamaları, özellikle de otomobil ithalatına kısıtlama geldi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.