AK Parti İslamcı gelenekten gelen tüm partilerin kapatılmasının ardından 2002 yılında siyaset sahnesine çıktığında söylemini devletin Batıcı-laik bürokratik bir azınlığın elinde olduğu, muhafazakâr geniş halk yığınının devlet yönetiminde temsil edilemediği üzerine kurmuştu.
Ekonomik programdan dış politikaya kadar pek çok konuda hâkim İslami gelenekten ayrılan AK Parti politik söylemini genel olarak İslamcı gelenekten ödünç aldığı kavramlarla inşa ediyordu. AK Parti'nin iktidara gelmesi parti sözcülerince bir "devrim" olarak tanımlanmıştı. Tabanının pek makbul görmediği bir kavram olsa da partinin önde gelenlerince kendinden önce gelen iktidarlara göre oldukça cesur işlere girişen bu parti "devrimci" sıfatına uygundu.
AK Parti hem iktidardı hem de devlet iktidarına meydan okuyordu. Bu dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan devlet vesayetini "bürokratik oligarşi" sözünde somutlaştırarak açık bir savaş ilan etmişti. Bu savaşın en önemli dönemecini de 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği oluşturuyordu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kaleme alınan ve darbe anayasası olarak bilinen 1982 Anayasası'na AK Parti'nin deyimiyle "meydan okuyan" bu anayasa değişikliği birbirinden radikal adımları içeriyordu. Paketin önemli vaatlerinden biri de artık partilerin kapatılmayacak olmasıydı. Selefi tüm partilerin kapatıldığı Milli Görüş ve aynı durumdaki Kürt partileri için, genel olarak devlet vesayetiyle savaşan tüm siyasi akımlar için bu devrim niteliğinde bir vaatti.
AK Parti askeri, yargısal ve bürokratik “vesayetlere” açtığı tüm savaşları geçen zaman içinde öyle ya da böyle arkasına aldığı geniş destekle kazandı. Her alandaki "bürokratik oligarşik vesayet rejimi" sona erdi ancak vesayetin sona ermesi AK Parti'nin vaat ettiği bir özgürlük ülkesi yaratmadı. Dün topyekûn devlet vesayetine karşı geliştirdiği argümanlardan biri "artık partiler kapatılmayacak" olan AK Parti'nin bugün çeşitli yöntemlerle siyasi partileri etkisizleştirmesi, çalıştırılamaz hale getirerek fiili anlamda kapatmaya çalışması AK Parti'nin devlet aygıtıyla bütünleştiğinin en somut örneği oldu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.