Ana içeriğe atla

Gül 2019’da Erdoğan’a rakip olacak mı?

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 696 Sayılı KHK’ya getirdiği ihtiyatlı eleştiriler 2019 seçimlerinde aday olup olmayacağına dair tartışmaların fitilini ateşlemeye yetti. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Turkey's President Recep Tayyip Erdogan (L) and former Turkish president Abdullah Gul (C) react after attending the funeral of a victim of the coup attempt in Istanbul on July 17, 2016. 
Turkish President Recep Tayyip Erdogan vowed today to purge the "virus" within state bodies, during a speech at the funeral of victims killed during the coup bid he blames on his enemy Fethullah Gulen. / AFP / BULENT KILIC        (Photo credit should read BULENT KILIC/AFP/Getty Images)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden bir vatandaşın cenazesinde, 17 Temmuz 2016 — BULENT KILIC/AFP/Getty Images

İran’daki protestolar ülkede hüküm süren baskıcı teokrasinin nihayet gevşeyebileceğine dair küresel bir tartışmanın fitilini ateşlerken komşu ülke Türkiye’de halihazırda sallantıda olan demokrasinin yok olup olmayacağı sorusu her geçen gün daha da ağırlık kazanıyor.

Darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan ve ülkenin tüm demokratik kurumlarının altını oyan baskıcı uygulamalar korkuları daha da körüklüyor. Böyle bir ortamda, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den gelen beklenmedik bir çıkış ülkenin üzerine çöken kasvet perdesini az da olsa araladı.

Her şey Erdoğan’ın tek gerçek rakibi olarak görülen Gül’ün, iktidarın düşman addettiklerine karşı linci meşrulaştırdığı savunulan 696 sayılı kararnameyi eleştirmesiyle başladı. 11. Cumhurbaşkanı ihtiyatlı üslubunu elden bırakmadan Twitter hesabından şöyle yazdı: “Darbe teşebbüsüne karşı arkasına bakmadan sokağa çıkıp direnen kahraman vatandaşlarımızı koruma amacıyla çıkartıldığını düşündüğüm 696 sayılı KHK’nın yazımındaki hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı vericidir.” Gül “üzücü olaylara fırsat vermemek” adına kararnamenin gözden geçirilmesi gerektiğini de ekledi.

Eski Cumhurbaşkanı’nın son derece ılımlı olan bu çıkışı bile umutları yeşertmeye yetti. Dışişleri Bakanlığı döneminde Avrupa Birliği ile iyi ilişkiler kuran ve Türkiye’yi Orta Doğu’da kan kaybeden AB’nin yumuşak gücü olarak konumlandırmayı başaran Gül’ün eski müttefikine meydan okumak ve uçurumun kenarındaki ülkeyi kurtarmak için nihayet kolları sıvadığı düşünülüyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish