ANKARA -- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan bugüne kadar uzanan 20 yılı aşkın siyasi hayatındaki çok sayıda müdahaleye “milli irade” söylemine vurgu yaparak karşı koymuş bir siyasetçi. Bugün Erdoğan’ın yine belediyeler üzerinden geliştirdiği kayyum, soruşturma ve görevden alma politikaları ise onu bu konumundan uzaklaştırıp “milli iradeye darbe vurmakla” eleştirilen bir siyasetçi konumuna getirmiş durumda.
Erdoğan’ın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden bugüne kadar son bir yılda belediyelere yönelik geliştirdiği politikası nedeniyle yerel yönetimler kilitlendi. Darbe girişiminin hemen ardından ülkenin doğusunda yer alan 10 ilin, Kürt belediye başkanlarının kurduğu Demokratik Bölgeler Partisi’ne mensup belediye başkanları İçişleri Bakanlığı tarafından görevlerinden alındı. Aralarında Doğu’nun en büyük ili olan Diyarbakır’ın da bulunduğu bu illere, kayyum olarak valiler atandı. 100’e yakın ilçenin belediye başkanlıklarına ise kaymakamlar getirildi.
Kürt illerinde durum böyleyken Erdoğan eylül ayında bu kez kendi partisinin belediyelerinde tasfiye sürecine girişti ve bir buçuk aylık süreçte aralarında Ankara ve İstanbul’un da bulunduğu altı belediye başkanı, Erdoğan’ın talimatıyla görevlerinden istifa etti.
Belediyelerine kayyum atanan ve başkanları zorla istifa ettirilen 16 ilin toplam nüfusu 30 milyonu aşıyor. Yani kaba bir hesapla bugün Türkiye’nin yüzde 40’ı kendi seçtikleri belediye başkanları tarafından yönetilmiyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.