ABD başkanlığına seçilen Donald Trump’ın seçim kampanyasında söylediklerini Orta Doğu’da izleyeceği politikanın ham malzemesi olarak kabul edersek yeni başkan İsrail-Filistin yangınını en iyi ihtimalle kenardan seyredecek. En kötü ihtimal ise herhangi bir diplomasi eğitimi ya da tecrübesi olmayan emlak kralının ateşe bidonla benzin dökmesi. Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’de ön seçimleri kazanması ve asıl seçimden sürpriz bir zaferle çıkması onun bir ateş delisi olmadığını gösteriyor. Ayrıca kaçınılmaz olarak Orta Doğu’da oyunun kurallarını hızlı bir şekilde idrak edecek. Orta Doğu’da uzun yıllar görev yapmış bir büyükelçi bunu bana bir zamanlar şöyle tarif etmişti: “Bölgenizin bir ileri bir de geri vitesi olan otomatik bir araba gibi olduğunu öğrenmiş olduk. Arabayı boşa almak veya park etmek mümkün değil. İleri gitmiyorsan geri gidiyorsun.”
Ronald Reagan göreve geldiğinde onun da Arap-İsrail çatışmasının bataklığına yaklaşmayacağı söyleniyordu. Ne var ki 1982 Lübnan Savaşı’nın patlak vermesi ve sağcı İsrail hükümetinin Filistinlilerle özerklik müzakerelerinden kaçmak için uyguladığı baştan savmacı taktikler Reagan’ı işin içine çekti. Reagan, neticede Başbakan Menahem Begin’e İsrail’in 1967’de ele geçirdiği topraklardan çekilmesini öngören bir barış planı sundu. Küplere binen Begin planı reddetti. Reagan da bunun üzerine ABD’nin Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) uyguladığı boykotu sona erdirdi ve FKÖ lideri Yaser Arafat’la görüşmeye başladı.
Daha sonra muhafazakâr Bushların da Orta Doğu’nun yakınından bile geçmeyeceği söylendi. Ancak Başkan George H.W. Bush 1990’da Kuveyt’in işgali üzerine Irak’a savaş açtı, sağcı İsrail Başbakanı Yitzhak Şamir’i 1991 Madrid Barış Konferansı’na katılmaya zorladı ve Şamir’i Batı Şeria’daki yerleşimleri genişletmek ile ABD’den daha fazla ekonomik yardım almak arasında seçim yapmak zorunda bıraktı. Başkan George W. Bush ise 2003’te Orta Doğu barışı için İsrail’in yerleşim inşaatını toptan dondurmasını öngören bir yol haritasına önayak oldu ve iki yıl sonra 2005’te Başbakan Ariel Şaron’un Gazze Şeridi’nden çekilme kararında etkili oldu.
Demokrat Başkanlar Bill Clinton ve Barack Obama’ya gelince onların İsrail ile Filistin, Lübnan veya Suriye arasında barışın sağlanmasına önemli katkılar yaptığını söylemek zor. Obama’nın İran’la sağladığı nükleer anlaşmanın ne kadar kalıcı olacağını söylemek için henüz erken. Ancak Başkan Trump’ın başkan adayı Trump’tan farklı olarak diğer seçeneği, yani Orta Doğa’da nükleer çatışmaya dönüşebilecek bir savaşı seçmesi uzak bir ihtimal gibi görünüyor. Trump’ın İran’ın Suriye’deki ortağı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e duyduğu yakınlık ise o cepheye sükûnet getirebilir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.