Çeçenistan son yıllarda Rusya dışında oldukça dinamik çalışmalar yürütüyor. Bir zamanlar isyancı bir bölgeyken bugün Kremlin’e en sadık cumhuriyetlerden biri olan Çeçenistan, bölgenin en nüfuzlu liderleri de dâhil Orta Doğu’da çeşitli ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştiriyor. Çeçenistan’ın karizmatik lideri Ramazan Kadirov kendini Vladimir Putin’in sadık neferi olarak konumlandırdı, Rus Devlet Başkanı’nın askeri ve siyasi tüm girişimlerini destekleme iradesi ortaya koydu. Kadirov Rusya’nın Suriye müdahalesine de fazlasıyla arka çıktı, Çeçen gönüllülerin Esad’ın yanında savaşmasına ve Çeçen görevlilerin Rus askeri tesislerinin korunmasına katkıda bulunmak için Suriye’ye gönderilmesine destek verdi.
Kadirov en son 27 Kasım’da Suudi Arabistan’da savunma bakanlığını ve Ekonomik ve Kalkınma Konseyi’nin başkanlığını yürüten İkinci Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın davetiyle bu ülkeye gitti. İkili, terör ve dini radikalizm ile mücadelenin yanı sıra Rusya ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki ilişkilerini ele aldı.
Kadirov’un ziyareti anlamlı bir zamanlamaya sahipti. Rusya bugünlerde Suriye hükümetinin daha fazla zemin kazanmasına yardımcı olurken ilgili bölgesel taraflar da ABD seçimlerinin ardından hem Suriye’nin geleceğine hem kendi akıbetlerine kafa yoruyor. Bunların bazıları – özellikle yeni ABD yönetimiyle güçlenme umudu olmayanlar — Moskova’yla daha sıcak ilişkiler geliştirme peşinde. Bu açıdan bakıldığında Kadirov Kremlin’in elçisi olarak hareket ediyor olabilir. Suudi yöneticilerle yakın kişisel ilişkileri olan, güçlü bir muktedir olarak isim yapan ve İslami alanda saygın bir otorite olmaya soyunan Kadirov, Rusya’nın menfaatlerini Suudilere aktarmak ve Moskova ile Riyad arasındaki çetrefilli sorunları konuşmak için daha elverişli bir konuma sahip.
Nitekim son dönemde Kadirov Rusya’nın bölgesel diplomasisine katkı yapabildiğini gösterdi. Libya’da tutuklanan üç Rus denizci geçtiğimiz ekim ayında serbest bırakılırken Kadirov başlıca arabuluculardan biri olarak öne çıktı. “Mekanik Çebotaryov” isimli Rus tankerinde çalışan denizciler eylül 2015’te petrol kaçakçılığı suçlamasıyla Libya makamlarınca alıkonulmuştu. Denizcilerin özgürlüğünü sağlama çabaları uzatmalı bir diplomatik sürece dönüştü. İki mürettebat bir ay içinde, ekim 2015’te serbest kalırken geri kalan üç denizcinin özgürlüğe kavuşması neredeyse bir yıl sürdü.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.