2 Ocak’ta terör suçlusu 47 kişiyi idam eden Suudi Arabistan ABD’den büyük tepki çekti. Ayrıca idam edilenlerin dördü Şii olduğu için ve aralarında Şeyh Nimr El Nimr gibi bir dini önder bulunduğundan Suudi Arabistan’ın Tahran’daki büyükelçiliğiyle Meşhed’deki konsolosluğu Besic ve başka İranlı grupların saldırısına uğradı ve ateşe verildi. Bu olaylara tepki olarak Suudi Arabistan ve bir dizi müttefik Arap ülkesi İran’la diplomatik ilişkilerini kesti.
ABD yetkililerinden gelen kınamaların yanı sıra birçok yorumcu idamları çarpıttı ve bunları masum insanların devlet tarafından katledilmesi veya Sünnilerin Şii azınlığa karşı giriştiği mezhepçi bir hareket olarak göstermeye çalıştı. Dolayısıyla şimdi gerçeğin anlatılması gerekir. O da şu ki idam edilen 47 kişinin hepsi hüküm giymiş terörist ve suçlulardı, her biri ya kan dökmüş ya da kan dökülmesini azmettirmişti, birçoğu da ya El Kaide’yle ya da Suudi Hizbullahı olarak da bilinen Şii terör örgütü Hizbullah El Hicaz ile doğrudan irtibatlıydı.
İdam edilenlerden 43’ünün El Kaide bağlantıları adli olarak kanıtlanmış bir olgu. Bunların 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren faillerle irtibatlı olduğu ortaya konmuştu. Bu kişiler Dünya Ticaret Merkezi, United Hava Yolları uçağı ve Pentagon’a o korkunç saldırıları düzenleyen El Kaide terör örgütünde savaşçı, adam devşirme elemanı, üst düzey komutan, din âlimi olarak faaliyette bulunmuştu. Dahası 11 Eylül çapında bir toplu katliamı Suudi Arabistan’da gerçekleştirmek amacıyla 2003-2006 döneminde bir dizi saldırı düzenleyen yerli El Kaide şubesinin de üyeleriydi. Büyük katliam teşebbüsleri neticede başarısız oldu ama aralarında Amerikalıların da bulunduğu pek çok insan hayatını kaybetti.
Yukarıda da belirtildiği gibi idam edilenlerin arasında Şii Katif bölgesinde tanınmış bir din adamı olan Nimr de yer aldığı için kimi tenkitçiler, bu idamları Sünnilerin Şii azınlığa karşı giriştiği mezhepçi bir şiddet eylemi olarak gösterdi. İdam edilen 47 kişiden sadece dördünün Şii olması mezhepçi şiddet iddiasını zaten temelden çürütüyor. Ancak bu husus bir yana Nimr’e daha yakından bakınca onun bazı Beyaz Saray yetkililerinin medyada resmettiği gibi otoriter bir monarşiyle ve ayrımcılıkla mücadele eden barışçıl bir aktivist olmadığı görülüyor. Gerçek Nimr bilinen bir terör örgütüyle bağlantılı, pek çok kanlı olayda parmağı olan siyasi bir radikaldi. Suudi Arabistan’da tanınmış bir Şii aktivist olan Tevfik El Seyf’in deyimiyle Nimr “IŞİD’in Şii muadilini” yaratma peşindeydi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.