Kudüs ve Batı Şeria’da tırmanan şiddetin nereye varacağı muamma. Bu uzun zamandır beklenen üçüncü intifada mı yoksa şiddet olaylarında kısa süreli bir tırmanış mı? Ancak kesin olan bir şey var: İnsanlar umutlarını yitirdiklerinde olacakların boyutunu, süresini ve doğasını kimse bilemez, kestiremez. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 22 sene önce 1993’te bizzat imzaladığı Oslo Anlaşması’na uymama kararı bardağı taşıran son damla olabilir.
Ufukta yeni bir barış sürecinin görünmediği, Filistinli gençlerin geleceğe karamsar baktığı bir ortamda halkın isyan etmesi şaşırtıcı değil. Yanıtlanması zor olan soru ise isyanın sürdürülebilirliği ile ilgili: İnsanların yorulup protestoları bırakması ne kadar sürer? Aynı soru son iki büyük ayaklanmanın, yani Birinci ve İkinci İntifada’nın başlangıcında da sorulmuştu.
Birinci İntifada sırasında isyanlara önderlik eden oluşum, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki gruplarla çok sıkı bağlar içinde olmasa da tamamen yeraltındaydı. Mescid-i Aksa İntifadası olarak da bilinen İkinci İntifada’da ise protesto eylemleri hafif silahlı Filistin polisinden, intihar saldırılarından ve Filistin kökenli İsrail vatandaşlarından destek almıştı.
Uzmanlar, yorumcular ve siyasi liderler şu anki protestoların şiddet boyutunun uzun sürmeyeceği konusunda neredeyse hemfikir görünüyor. Ayaklanmaya örgütlü destek verilmediği sürece direniş eylemlerinin zamanla sönüp gitmesi bekleniyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.