ABD’nin eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger İsrail dış politikasını doğrudan doğruya İsrail iç siyasetinin izdüşümü olarak tanımlamıştı. Bu tasvir bugünlerde hiç olmadığı kadar geçerli. İsrail’in bugün bir dış politikaya veya bir dışişleri bakanlığına sahip olduğunu iddia etmek diplomasinin hiçbir tanımına sığmaz. Başbakan Benjamin Netanyahu, dış politikayı da dışişleri bakanlığını da sağcı ideolojiye hizmet eden halkla ilişkiler araçlarına dönüştürdü. Bakanlığın uluslararası toplumla ortak menfaat köprüleri kurma, uygulanabilir bir Orta Doğu barış sürecinde yer alma gibi geleneksel işlevleri İsrail’in en sağcı hükümetinin kurulmasıyla ortadan kalktı. Netanyahu’nun dış politika alanında yaptığı atamalar da bu durumun açık göstergesi.
Öncelikle Netanyahu bir dışişleri bakanı atamadı. Oysa Gilad Erdan veya Tzachi Hanegbi gibi nispeten pragmatik Likud mensupları bu görevi üstlenebilirdi. Bunun yerine Netanyahu, Tzipi Hotovely’yi dışişleri bakan yardımcısı yaptı, bakan koltuğunu da kendisine ayırdı. Yeni dışişleri bakan yardımcısı, kendisinin de gururla kabul ettiği gibi Batı Şeria’nın büyük bir bölümünün ilhak edilmesini savunuyor. Kadın bakan göreve başladığı gün İsrail’in Akdeniz’le Ürdün Nehri arasındaki tüm topraklar üzerinde hak sahibi olduğunu tüm Dışişleri Bakanlığı personeline duyurdu.
Netanyahu ayrıca meslekten diplomat olan bakanlık müsteşarı Nissim Ben Şirit’i görevden aldı, yerine de kendi ekibinden bir ismi, uzun yıllardır “sahibinin sesi” olan eski diplomasi danışmanı Dore Gold’u atadı. Dış politika alanındaki atamaların belki de en dikkat çeken yönü Washington büyükelçisinin yerini korumasıydı. Büyükelçi Ron Dermer, Barack Obama yönetimi tarafından Kongre’deki Cumhuriyetçilerin müttefiki olarak görülüyor. Netanyahu, 3 Mart’ta Kongre’nin ortak oturumuna davet edilmiş ve Obama’nın İran politikasını eleştiren bir konuşma yapmıştı. Bu davetin Büyükelçi Dermer ve Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner tarafından kotarıldığı söyleniyor. Netanyahu ABD’deki Yahudi dostlarından Dermer’i daha uygun bir isimle değiştirme telkinleri aldı ama bunlara kulak asmadı. Şimdi Hotovely, Gold ve Dermer’den oluşan bu dış politika üçlüsü, birinci görev olarak hükümetin Filistin konusundaki ana politikasını savunacak. Bu politika da yerleşimlerin genişletilmesinden, yeni yerleşimlerin inşasından ibaret olacak.
Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı mensubu, kurumda görülmemiş bir moral çöküntüsü yaşandığını kaydetti: “Dışişleri Bakanlığı’nın bu hükümetle birlikte üvey evlat hâline geldiğini, bunun da ötesinde kilit konularda işlevsiz ve etkisiz kılındığını düşünüyoruz. Oysa bakanlık İsrail adına önemli kazanımlar sağlayabilirdi.” Başbakanlığın İsrail-ABD ilişkilerini ve Washington’la temasları tekeline aldığını anlatan diplomat, bu tekelin sadece Beyaz Saray’ı değil ABD Dışişleri Bakanlığı’nın tüm kanatlarını, Kongre’yi, ABD kamuoyunu ve hatta kilit önemdeki Yahudi toplumuyla Yahudi lobilerini kapsadığını vurguladı. Hükümetin yerleşimleri genişletme politikası, İsrail’in başlıca ticari ortağı Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkileri de zedelemiş durumda. Yeni dışişleri bakan yardımcısının Avrupalı büyükelçilere son günlerde verdiği mesajlar durumu daha da kötüleştirdi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.