Doğu Kudüs’te son aylarda her gün yaşanan gösteriler, Şuafat Mahallesi’nden Muhammed Ebu Haydar isimli Filistinli gencin 2 Temmuz’da diri diri yakılmasıyla tetiklenmişti. Ancak Filistinliler için asıl duygusal tetikleyici hep Mescid-i Aksa oldu. Radikal İsrailli Yahudilerin Müslümanların bu kutsal mekânına girme ve bölgeyi sahiplenme teşebbüsleri günlük olarak devam ederken öfke dalgaları da kabarıyor.
İsrailli askerler ve istihbaratçılar, fanatiklerin camii alanına tecavüz girişimlerine müsamaha ederken Filistinlilerin gösterilerini bastırmaya çalışıyor. Ancak karşılarında sarsılmaz ve gittikçe güçlenen bir direniş var. Direnişçiler, çoğunlukla yaşlı kadınlardan, yetişkin çocukları olan annelerden, torun sahibi ninelerden oluşuyor. Bu kadınlar, camii alanını ibadete gelen Yahudilere karşı sırf fiziksel varlıklarıyla korumayı görev edinmiş durumda. Sarsılmaz, sebatlı anlamına gelen “murabitat” adıyla anılan bu kadınlar, çeşitli dersler için camii avlusunda toplanıyor ve orada ibadet etmeye teşebbüs eden fanatik Yahudileri gözlüyor.
Mevcut düzenlemeye göre Yahudiler, yabancı turistler gibi iç avluya girebiliyor. Bu ziyaretler, namaz saatleri dışında ve uygun kıyafet giyilmesi kaydıyla yapılabiliyor. Yahudi köktendincilerin camii alanında ibadet etmesi yasak.
Kadınlar, üç farklı düzeydeki gruplarda örgütlenmiş durumda: okuma yazma öğrenenler, temel lise dersleri alanlar ve üniversite düzeyinde konular çalışanlar. Bunun yanı sıra güzel Kuran okuma anlamına gelen tecvit de öğreniyorlar. Kadınlar, plastik masa sandalye getirip UNESCO denetimlerine de konu olan Mağrip Kapısı’nın yakınında oturuyor. Bir tek bu kapı, İsrail polisi tarafından tek başına kontrol ediliyor. Diğer kapılarda silahlı İsrail polisinin yanı sıra Ürdün Evkaf ve Diyanet Bakanlığı’na bağlı silahsız İslami vakıf muhafızları görev yapıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.