Ana içeriğe atla

Davutoğlu’ndan iyi haber: Rasyonel bir ekonomi

Yeni Ak Parti hükümeti Batı karşıtı ve anti-liberal eğilimleri terk mi ediyor? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Turkish Prime Minister Ahmet Davutoglu greets his supporters as he leaves Kocatepe Mosque after Friday prayers in Ankara August 29, 2014. Davutoglu announced a new cabinet on Friday keeping key members of the economic management team in place and appointing the man who has managed Ankara's affairs with Europe as foreign minister. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS) - RTR448EI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesinin ardından olağanüstü kongreye giden Ak Parti yeni liderini seçti: Ahmet Davutoğlu. Kongredeki binlerce partili ve ekranların başındaki milyonlara uzun bir konuşmayla seslenen Davutoğlu gelecek vizyonunu anlattı. Davutoğlu, yargı, yolsuzlukla mücadele ve yeni anayasa da dahil iç ve uluslararası muhtelif konularda dokuz “restorasyon” sözü verdi. Çoğu gözlemciye göre, bu restorasyonlardan en ilginçlerinden biri ekonomiye ilişkindi.

Davutoğlu şöyle konuştu:“Türk ekonomisi 2001 yılında hortumcular tarafından tarumar edilmişti. Hasta adam olarak görülen bir ülkede ekonomik bir devrim gerçekleştirildi. 2001’in hasta adamından 2014’ün güçlü ekonomisine gelmesinin yolu rasyonel bir ekonomik politikadan geçmiştir.”

“Rasyonel ekonomik politika” ifadesi anlamlıydı, zira partide son iki yıldır bu konuya ilişkin bir ayrışma gözlenir oldu. Bu ayrışmanın “rasyonel” cephesinde Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yer alıyordu. “İdeolojik” cephenin başını ise Genel Başkan Yardımcılarından Numan Kurtulmuş çekiyordu. Aynı çizgiyi daha sloganvari ve popülist seviyede savunan kişi ise Yiğit Bulut idi.

Birinci kamptakiler, Ak Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllardan beri uyguladığı liberal, küresel ve piyasa dostu ekonomi politikalarında ısrarlıydı. (Aslında bu politikaların Ak Parti iktidarından hemen önce Kemal Derviş tarafından gerçekleştirilen reformların bir devamı olduğunu belirtmek gerek). Türkiye bu politikalar sayesinde küresel ekonomiye entegre olarak, yabancı yatırımcılara kapılarını açtı ve böylelikle “finansal disipline” zarar verecek popülist ekonomi politikalardan kaçınıldı.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish