ABD Başkanı Barack Obama içeride ve dışarıda pek çok sorunla karşı karşıya olabilir. Ne var ki ortaya yeni çıkmakta olan bir sorun Obama'nın hayatını daha da zorlaştırabilir. NATO müttefiki Türkiye, kendi ürettiği bir krize saplanmış durumda. Bu kriz, Türkiye’nin ittifak ilişkilerini olumsuz etkileme, ABD'nin sabrını zorlama ve hatta gittikçe kaotik hâle gelen Orta Doğu'nun başka bölgelerine sıçrama potansiyeli taşıyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan geçen mayıs ayına kadar başta Suriye ve Arap Baharı'nın etkileri olmak üzere birçok konuda değerli bir Beyaz Saray konuğu olmuştu, ama Washington belki de artık daha dengesiz ve öngörülemeyen bir Erdoğan’a hazırlıklı olmalı. Brüksel'e beş yıl aradan sonra bu hafta ilk kez giden Erdoğan, Avrupalı muhataplarını da ne denli soğutmuş olduğunu gördü.
Erdoğan, mayısta Beyaz Saray'da akşam yemeğinde ağırlandıktan iki hafta sonra ülkesinde geniş çaplı sokak gösterileriyle karşılaşmış ve bu gösteriler polis tarafından şiddet kullanılarak bastırılmıştı. Lakin bu olaylarda asıl göze çarpan, polisin aşırı güç kullanımı değil, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Erdoğan, kabine üyeleri ve medyanın başvurduğu söylemdi. Onlara göre gösterilerin sorumlusu dış komplolar, faiz lobileri, Amerikalılar, Yahudiler, yabancı basın ve Lufthansa dâhil başka bir sürü tehlikeli kurumdu.
Obama'nın bunlara yanıtı, bu tür çıkışların ABD-Türkiye ilişkilerine ve Türkiye'nin dış itibarına verebileceği zararlar konusunda Erdoğan'ı özel olarak uyarmak ve o günden bu yana onu yok saymak oldu. Obama, kimyasal silah krizi sırasında Suriye'ye askeri müdahale düşündüğü günlerde bile, Erdoğan'la konuşmaktan kaçındı. Oysa Erdoğan’ın ülkesi, yalnızca Suriye'ye sınırdaş değil, aynı zamanda insani yardım faaliyetlerinde kilit bir nokta ve isyancılar için destek üssü olarak işlev görüyor.
Gezi Parkı gösterilerinden altı ay sonra, Erdoğan şimdi de bir yolsuzluk soruşturmasıyla karşı karşıya. Bugüne kadar dört kabine üyesinin koltuğuna mâl olan soruşturma, Erdoğan’a duyulan güveni de ciddi ölçüde sarstı. Soruşturmayı bastırıp iktidarının ve belki de ailesinin daha fazla zarar görmesini önlemek isteyen Erdoğan, emniyette soruşturmayı yürüten pek çok kadroyu dağıttı ve adli tahkikat kurallarını değiştirdi. Daha da önemlisi, bunun devlet içindeki bir paralel örgütün hükümeti devirmek için tezgâhladığı bir komplonun parçası olduğu iddiasıyla McCarthy tarzı geniş çaplı bir kampanyaya girişti.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.