Aşırı hırslı bir Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu Meclis Genel Kurulu'nda iki yıldan kısa bir süre önce, Nisan 2012'de, yaptığı bir konuşmada Türkiye'nin bölgede öncü bir rol oynadığını övünerek söylemişti.
Davutoğlu kendinden emin bir şekilde şöyle demişti: "Türkiye olarak Orta Doğu'daki değişim dalgasının öncüsü ve lideri olmaya devam edeceğiz." Türkiye'nin bölgenin geleceğini barış ve kardeşlik temellerinde belirleme kapasitesini Kahire, Trablus ve Beyrut sokaklarından Kudüs ve Tunus’a kadar herkesin takdir ettiğini de söyleyen Davutoğlu şu ifadeyi kullanmıştı: "Kim ne derse desin bu barış düzeninin öncüsü de sözcüsü de Türkiye olacaktır."
Bunlar artık tarih oldu. O açıklamaların Riyad, Kahire, ve Tahran'ın sinirlerini ne kadar gerdiğini anlamak ise üzerinden geçen zamanın da yardımıyla çok daha kolay. Zira üç başkent de bölgeyi kendi emelleri doğrultusunda yönlendirmek istiyorlar ve bu emeller her zaman Türkiye'ninkilerle örtüşmüyor.
Davutoğlu'nun başka İslami güçlerin de Orta Doğu'ya kendi dünya görüşlerine göre yön vermeye çalışabileceklerini düşünemediği açık. Zira Davutoğlu'nun fazlaca basit yaklaşımı, Orta Doğu'nun, ağırlıklı olarak İslamcı bir Türkiye'nin liderliği ve rehberliğinde yek vücut olarak hareket edebileceğine ilişkin yanlış bir öngörüye dayanıyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.