Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 17 Aralık'ta bir savcı tarafından başlatılan ve hükümet yetkililerinin isimlerinin de karıştığı büyük yolsuzluk operasyonunun ardından hükümetin üzerinde toplanan kara bulutları dağıtmak için çok çabalıyor.
Hükümeti devirmeyi amaçlayan uluslararası bir komployla karşı karşıya kaldığını iddia eden Erdoğan şimdi, gözü kara bir hamleyle kendisini ve hükümetini daha fazla yolsuzluk iddiasından korumak için yürütme yetkilerini kullanarak, yasal sistemi ve kolluk güçlerinin faaliyetlerine dair uygulamaları değiştirmeye çalışıyor.
Ne var ki, bu ve benzeri adımların Erdoğan'ın siyasi kariyeri üzerine çöreklenen kasveti dağıtmaya yeteceği oldukça şüpheli. Zira kritik derecede önemli yerel seçimlerden yalnızca üç ay önce ortaya çıkan yolsuzluk skandalının Erdoğan için çifte yıkıcı oldu.
Erdoğan'ın bu krizle nasıl baş edeceği, gelecek yaz düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de belirleyici olacak. Zira Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak seçilmeyi istiyor. Ne var ki, Erdoğan'ın içeride ve dışarıda düşman gördüğü unsurlara -ki muhalefete göre bunlar hayali düşmanlar- karşı düzenlediği öfkeli mitingler ve hükümetin bu "komploya" karşı attığı adımlar, Başbakanın diktatörlüğe meyleden otoriter bir lider olduğuna ilişkin imajını güçlendirmekten öteye gitmiyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.