Türkiye ile Rusya'nın geçmişte siyasi farklılıkları vardı. Bu farklılık en çok iki tarafın ülkenin iç savaşında birbirine karşıt safları desteklediği Suriye konusunda su yüzüne çıktı. Hatta her ne kadar diplomatik bir dille de olsa Ankara ve Moskova Suriye'deki savaşın sürmesinden birbirlerini sorumlu tuttu.
Lakin, Aralık 2012'de bu köşe için yazdığım bir makalemdede belirttiğim gibi, siyasi farklılıklara rağmen, aradaki geniş ve gittikçe büyüyen ekonomik iş birliği, tarafların ilişkilerindeki olumlu havanın korunmasını sağladı. Zira, on milyarlarca doları bulan bu iş birliği alanı nükleer enerji gibi stratejik sahaları da içeriyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 21-22 Kasım tarihleri arasındaki St. Petersburg ziyareti de bu iş birliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde Suriye ve İran'ın yanı sıra iki ülkenin müşterek çıkarlarına ilişkin bir dizi konu ele alındı.
Taraflar iki ülkenin 2012 itibarıyla 35 milyar dolar olan ticaret hacminin 2020'de yüz milyar dolara çıkarılacağı sözünü verdi. Ayrıca Rusya'nın inşa edeceği Türkiye'nin ilk nükleer santrali için yapılan 20 milyar dolarlık anlaşmaya da son şekli verildi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.