Ana içeriğe atla

İhmal Gazze’nin tarihi mirasını tehdit ediyor

Gazze’deki kültürel mirası ihmal eden yönetimler bölgenin arkeolojik tarihinin silinmesine sebep oluyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTR2LFVK.jpg

GAZA ŞEHRİ, Gazze Şeridi — Gazze Şeridi’nde aralarında binlerce yıllık eserlerin bulunduğu arkeolojik alan ve yapılar, yıllardır ya İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarında hedef alınıp ciddi zarar görüyor ya da Gazze’deki yönetimler tarafından ihmal ediliyor.

Gazzeli tarih ve kültürel miras uzmanı Nasır El Yafavi bu konuda Al-Monitor’a şöyle diyor: “Mısır’la Maşrık bölgesinin birleştiği nokta olan Gazze, bu topraklarda yaşanan sayısız işgal ve savaş nedeniyle tarihte birçok medeniyetin kesiştiği bir nokta oldu. Asuri ve Firavun dönemlerinden tutun Bizanslılar, Romalılar, Yunanlar, Haçlılar ve İslami topluluklara kadar birçok kültür burada aynı potada eridi.”

Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı 2 Eylül 2014 tarihli açıklamasında Gazze’ye yönelik son İsrail saldırısında tarihi yapıların hedef alındığını ve arkeoloji alanında büyük tahribat yaşandığını belirtmişti. Açıklamada şu ifadeler yer almıştı: “İsrail’in yürüttüğü son savaşta arkeoloji alanına büyük zarar verildi. Bu zararın büyüklüğü 850 bin dolar olarak tahmin ediliyor. Tümden yıkılan dört yapı, kısmen yıkılan 11 yapı ve kısmen zarar gören 59 yapı olmak üzere 74 tarihi yapı tahribata uğradı.”

Filistin’deki tarih müfredatının hazırlanmasından sorumlu komisyonda da görev alan Yafavi şöyle devam ediyor: “İsrail saldırılarının dışında yönetimlerin ihmali de kültürel mirasa, Müslüman ve Hristiyanlara ait tarihi mekânlara büyük zarar verdi. Yönetimler Gazze’deki Filistin tarihi mirasını koruyamadılar. Tarihi mekân ve yapılara, temsil ettikleri medeniyetlere layık asgari özeni bile göstermediler ve buraları yağmaya, talana ve tahribata terk ettiler.”

Yafavi, ayrıca yerli uzmanların arkeolojik deneyimden mahrum olduğunu ve bunun da kimi arkeolojik alanları tahribat ve yıkıma açık hâle getirdiğini belirtiyor.

Gazze Şeridi’nin orta kesiminde 329 yılında inşa edilen ve içinde Filistin’deki en eski Bizans kilisesini barındıran Aziz Hilarion Manastırı’nı örnek veren Yafavi, Gazze yönetiminin bu yapıyı ihmal ettiğini, hiçbir bakım ve koruma sağlamayarak manastırı hızla yayılan çarpık yapılaşma karşısında kaderine terk ettiğini kaydediyor.

İslam Üniversitesi’nde arkeoloji hocası olan Adnan Ebu Diye, yönetimlerin ihmalkârlığı konusunda Yafavi’ye aynen katılıyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan akademisyen şöyle diyor: “Gazze’de bugün bilinen 60 arkeolojik alan var. Bana göre onlarca, belki de yüzlerce alan daha keşfedilmeyi bekliyor. Açığa çıkmamış arkeolojik alanlar bakımından Gazze son derece zengin bir bölge.”

Ebu Diye’ye göre tarihi yapıları ve kültürel mirası Filistin kimliğinin ayrılmaz parçası olarak gören bir yönetim iş başına gelmediği sürece arkeolojik alanların toprak altında kalması daha hayırlı. Geçmiş yönetimlerin ortaya çıkarılan bazı arkeolojik alanları yok ettiğini vurgulayan Ebu Diye, buna örnek olarak Gazze Şehri’nin güneyinde bulunan Erken Bronz Çağı’na (M.Ö. 3300-2300) ait Tel Es Sakan bölgesini gösteriyor.

Ebu Diye, Gazze’nin tarihte Mısır, Maşrık ve Avrupa’nın buluştuğu tarihi mekânlara sahip olduğunu, bunların başında da M.Ö. 1200-M.S. 324 dönemine ait olan Gazze’nin batısındaki El Balahiye antik kentinin geldiğine dikkat çekiyor. Burada Filistin’de örneği olmayan tarihi yapılar ortaya çıkarıldığını vurguluyor.

Orta Doğu’nun en eski limanı olan Anthedon’un bu antik kentte yer aldığını belirten Ebu Diye şöyle devam ediyor: “Liman tümüyle ihmal edilmiş durumda, şu an buraya bakan kimse yok. Gazze’deki direniş gruplarından biri de bölgeyi askeri eğitim alanı olarak kullandı. Buralara kum dolduruldu, büyük bir alan da düzleştirildi.”

Gazze Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhammed Halla ise Al-Monitor’un sorularına karşılık yönetime yönelik eleştirileri şöyle yanıtlıyor: “Arkeolojik alanları ve tarihi yapıları korumaya çalışıyoruz ama İsrail’in abluka politikası yüzünden bu konudaki imkânlarımız kısıtlı.”

Geçtiğimiz günlerde Roma dönemine ait bir yapının bulunduğu Tel Refah bölgesi başta olmak üzere Gazze’de bazı arkeolojik çalışmaların devam ettiğini belirten Halla, arama ve restorasyon sürecinin abluka yüzünden çok yavaş ilerlediğini kaydediyor.

Halla şöyle devam ediyor: “İsrail, hem Gazze’ye onarım malzemesi girişine izin vermiyor hem de tarih ve tarihi anıtlar konusunda çalışan UNESCO gibi uluslararası kuruluşların Gazze’ye gelip arkeolojik ve tarihi mekânlarla ilgilenmesini engelliyor.” Halla, bakanlık kadrosunda birkaç arama ve restorasyon uzmanının bulunduğunu ancak bu kişilerin “çok az deneyim” sahibi olduğunu vurguluyor.

Halla Gazze’deki tarihi evlerin ihmaline ilişkin ise şöyle diyor: “Filistinli nesillerin kültürel bilincini yükseltmek adına bu evlerin bazılarını müze ve kültür merkezine dönüştürme konusunda ciddi bir niyetimiz var.”

Yafavi ise Gazze’deki Hamas yöneticilerine ağustos 2013’te ortaya çıkarılan iki bin yıllık Apollon heykeliyle ilgili şu suçlamayı yöneltiyor: “Hamas heykel için Avrupalılarla pazarlık ediyor.” Bu eser söz konusu olduğunda Gazze polisi aşırı korumacı davrandığı için arkeologlar ve tarihi eser uzmanları heykeli inceleme fırsatı bulamadığı gibi parçayı sadece resimlerde görmüş.

Halla, heykel konusunda herhangi bir maddi pazarlığı reddederken bakanlığın yetkili muhafaza kurumu olarak eseri polisten istediğini ancak bir türlü alamadığını teyit ediyor.

Ebu Diye’ye göre Gazze’deki arkeolojik alan ve tarihi eserlerin korunması için yağma ve talana karşı katı yasalar çıkarılmalı, kazı ve restorasyon çalışmalarına bütçe ayrılmalı, en önemlisi de İsrail ablukası kalkmalı ve uluslararası arkeoloji ekiplerinin Gazze’ye girişine izin verilmeli.

Bu makale Ağustos 2015'teki Orta Doğu'nun kültürel mirası yazı dizimiz kapsamında yayımlanmıştır. Yazı dizisinde yer alan diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

More from Rasha Abou Jalal