Rusya, İdlib konusunda ne yapacak?

By
p
Article Summary
Rusya, İdlib ateşkesinin çökmesinin ardından ortaya çıkan yeni husumetleri bastırmak ve Türkiye ile anlaşmayı yeniden rayına koymak durumunda. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye Hükümeti’nin İdlib’deki gerilimi azaltma bölgesi için önerdiği ateşkes anlaşması Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan’da yapılan 13’ncü Astana görüşmelerinin kazanımlarından biriydi. Al-Monitor görüşmeleri bu hafta ayrıntılarıyla haberleştirdi. Gerilimi azaltma bölgesi Halep, Hama, Lazkiye vilayetlerinin bazı bölgeleri ile İdlib’i kapsıyor ve Astana’nın garantör devletleri Rusya, Türkiye ve İran tarafından destekleniyor. 

Rusya’nın Suriye’de Savaşan Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkanı Tümgeneral Alexey Bakin görüşmelerin ardından şu açıklamayı yaptı: “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki durumun istikrara kavuşması ve Nur-Sultan’daki Astana görüşmeleri çerçevesinde kararlaştırılan uluslararası zirveyi desteklemek adına çatışmaları 2 Ağustos 2019 öğlen 12 itibarıyla tamamen durdurma kararı almıştır. Suriye inisiyatifinin karşılığında Türk tarafından Soçi anlaşmasının gerekliliklerini ---militanların ve askeri teçhizatın tampon bölgeden çekilmesi ve saldırıların durdurulması-- 24 saat içinde tümüyle uygulamasını bekliyoruz”

Bunlar, genel nitelikleri ve 24 saatlik süre düşünüldüğünde neredeyse imkansız talepler. Dolayısıyla, Suriye ve Rusların gerekli gördüklerinde çatışmaları top yekûn başlatma hakkını saklı tutmak istedikleri anlaşılıyor.

Nitekim 5 Ağustos’ta Suriye ordusu Hama’nın kuzeyi ile İdlib’in güneyi arasında yer alan Kefr Zita, Latamina, El Zeka ve Han Şeyhun kasabalarını bombaladı. Şam, ayrıca militan örgütlerin 20 kilometrelik tampon bölgeden çekilmemeleri hâlinde 11-15 Ağustos tarihlerindeki Kurban Bayramı’nın bitiminde İdlib genelinde kara harekâtlarına da başlayacağını duyurdu

Suriye Hükümeti’nin taarruzu, Rus ordusunun Lazkiye’deki Hmeymim üssüne saldırıldığını açıklamasının hemen ardından geldi. Saldırının İdlib’deki militan gruplar tarafından düzenlendiği bildirildi.

Türkiye’nin Soçi anlaşmasını hayata geçirmesinin tek yolu Türkiye destekli Suriyeli muhalifler üzerinden Heyet Tahrir El Şam’a (HTŞ) karşı bir askeri harekât başlatması gibi görünüyor. Rejimin bahar ve yaz aylarında Hama’nın kuzeyine düzenlediği harekâtlar, ılımlı muhaliflerin bu yılın başında HTŞ’ye kaptırdıkları mevzileri yeniden ele geçirmesini sağlamıştı.

Ankara merkezli düşünce kuruluşu SETA’nın analistlerinden Ömer Özkızılcık’a göre Hama kırsalında süren çatışmalara Türkiye’nin Afrin ve Fırat Kalkanı bölgesinde eğittiği Ulusal Ordu unsurlarının katılımı HTŞ’yi hem askeri olarak geriletmiş hem de söylemini zayıflatmış durumda. Özkızılcık’ın Washington merkezli Orta Doğu Enstitüsü için yazdığı bir makaleye göre “Taktiksel olarak örgüt (HTŞ) rejimi püskürtmek için rakip güçlerin İdlib’e girmesine izin vermek zorunda kaldı. Bu da örgütün bölgedeki hakimiyetini ve hegemonyasını zayıflattı. (...) Soçi anlaşmasını hayata geçirmeye dönük ilk girişimin başarısız olduğu doğru ama bu, ikinci bir denemeye engel değil, bilhassa da Türkiye kararlılık mesajları veririken.” Özkızılcık Türkiye destekli Ulusal Kurtuluş Ordusu (UKC) ve beraberindeki Ulusal Ordu gruplarının HTŞ’yi denegeleyebileceğini ve “radikalleri tampon bölgeden çıkmaya zorlayabileceğini” de ekliyor.

Ne var ki bu uzun vadeli bir senaryo ve gerçekleştirilmesi aylar sürebilir. Dahası Ulusal Ordu gruplarının büyük bölümünü bu plana yöneltmek de zor görünüyor. Zira Türkiye’nin Suriye sınırında kurulması planlanan güvenli bölge için ABD ile görüşmeleri sürüyor. Güvenli bölge kurulursa Ulusal Ordu’ya bağlı grupların çoğu bu bölgede kilit rol üstlenecekler. Geri kalan Ulusal Ordu unsurlarının İdlib’e sevk edilmesi ise önemli bir etki yaratmayacak.

Ne var ki, giderek tırmanan gerginliğe rağmen Moskova ve Şam’ın İdlib’deki çatışmaların yoğunluğunu düşürmek istediklerine dair göstergeler de var. Son ateşkesin ömrü kısa sürmüş olsa da Suriye rejiminin bu aşamada geniş çaplı yeni bir kara harekâtı başlatması olası görünmüyor, bilhassa da son kara operasyonunun akıbeti düşünüldüğünde. 

Rejime göre Hama’nın kuzeyinde üç ay süren askeri harekâtın sonuçları beklentiyi karşılamadı ve çok sayıda can kaybı oldu. Türkiye destekli Ulusal Ordu unsurlarıyla tahkim edilmiş isyancı grupların karşı atakları başarılıydı, hatta sürpriz harekâtlar da düzenlendi. Moskova müttefiki Suriye ile birlikte içine düştüğü açmazdan çıkmak için devreye girmek durumunda kaldı.

Peki Ankara, Rusya ve ortaklarının bu harekâtı görece muzaffer bir görüntüyle bitirmelerine izin mi verdi? Türk tarafı Astana görüşmeleri öncesi muhaliflere baskıyı artırarak Tel Melih ve El Cabin kasabalarının hükümet güçlerine bırakılmasını sağlamış olabilir. Muhalifler haziran sonunda düzenledikleri etkili bir karşı taarruzla iki kasabayı rejim güçlerinden almışlardı. Suriye ordusu, kasabaları 28 Temmuz’da ancak geri alabildi. Böylelikle Şam ve Moskova’nın İdlib’de gerilimi düşürme kararı alırken zevahiri kurtarmaları sağlandı.

Türkiye aynı zamanda ılımlı muhaliflere verdiği destekle İdlib’deki cephe hattının korunmasını sağladı ve büyük toprak kayıplarının önüne geçti. Ancak Rus ve Suriye’nin bölgeye düzenlediği hava saldırılarının Ankara’ya yönelttiği tehlikeler hâlen bertaraf edilmiş değil. 

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan yerel kaynaklar İdlib’de yaşayan sivil halkın çaresizliğe sürüklendiğini ve kendilerine görece daha istikrarlı bir hayat sunabilecek bir güç olarak Türkiye’ye duyulan güvenin giderek azaldığını söylüyorlar. Bombardıman sürerse Türkiye’ye doğru yeni bir mülteci dalgasının ortaya çıkması muhtemel ve Ankara’nın bunu engellemesi zor görünüyor. Dahası mülteciler Türkiye kamuoyu için giderek hassas bir meseleye dönüşüyor.

Türk tarafının İdlib’deki muhalefete desteği sürdürmesinin nedenlerinin başında olası bir mülteci dalgasını engellemek geliyor ve bu, Moskova ve Şam’ın bir sonraki harekâtı planlarken kullanabilecekleri “zayıf noktaya” işaret ediyor. Rus komutanlar ve Suriye rejimi Hama harekâtı tecrübelerini hesaba katarak gerilimi azaltma bölgesi içinde yer alan bazı topraklardan vazgeçebilir ve harekâtı hava saldırılarıyla sınırlı tutabilirler.

Bu strateji, çok sayıda mültecinin Türkiye sınırına dayanmasına ve Ankara üzerindeki baskının artmasına yol açar. Türkiye muhaliflere askeri desteği kesmek ve gözlem noktalarını gerilimi azaltma bölgesinin derinlerine taşımak zorunda kalır. Suriye ordusu da Halep, Şam ve Lazkiye’yi birbirine bağlayan M4 ve M5 otoyollarının yeniden açılması için gereken merkezleri kontrol altına alır. Bu durumda, muhaliflerin kontrolünde ve Türkiye’nin korumasındaki alan, İdlib gerilimi azaltma bölgesinin kuzey ve kuzeydoğusunda kalan, İdlib merkezini de kapsayan yaklaşık 30 kilometrelik bölgeyle sınırlı kalır.

Moskova ve Şam’ın İdlib’e yönelik yeni hava harekâtı planlarını sekteye uğratabilecek bir gelişme ise BM Genel Sekreteri’nin yeni girişimi. BM Genel Sekreteri 1 Ağustos’ta “gerilimi azaltma bölgelerinde yer alan ve BM himayesinde faaliyetlerini sürdüren tesislere yönelik saldırıların yol açtığı yıkım ve zararın” soruşturulması için bir komisyon kurulmasını talep etti. Soruşturmanın odağında Rus ve Suriye rejiminin saldırılarında zarar gören sivil tesislerin olacağı muhakkak.

Neticede İdlib hem Türkiye hem de Suriye Hükümeti ve müttefiki Rusya için pek çok tehlike barındırıyor. Dolayısıyla da değişen koşullara uygun bir çözüm bulmaya yönelik Rus-Türk istişarelerinin hız kazanması muhtemel. Eylülde yapılması planlanan Astana liderler zirvesinde İdlib üzerinde yeni bir uzlaşıya varılması da olasılıklar dahilinde.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması, Suriye'de Rusya

Kirill Semenov is an independent analyst with a long record of professional study of political and military issues in the Middle East, with a strong focus on the conflicts in Syria, Yemen and Libya. He is also a non-resident expert of the Russian International Affairs Council. On Twitter: @IbnRasibi

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept