Türkiye’ye S-400 satışı: Rusya hangi riskleri göze aldı?

Türkiye’ye füze savunma sistemi satışı Moskova’da önemli bir kazanım olarak görülüyor ancak bu süreç Rus tarafı için de kolay olmadı ve halen riskler barındırıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor S-400 hava savunma sistemlerinin teslimatını gerçekleştiren Rus nakliye uçaklarının indiği Ankara’daki Mürted Hava Üssü’nden bir görüntü, 14 Temmuz 2019 Photo by Gokhan Balci/Anadolu Agency/Getty Images.

Tem 24, 2019

MOSKOVA — S-400 füze sistemlerini Türkiye’ye sevk etmeye başlayan Rusya, teslimatın ilk safhasını bu hafta tamamlayacak. RIA Novosti’nin bildirdiğine göre Ankara bu safhada fırlatma sistemlerini ve elektronik donanımı teslim alacak. 

İlk sevkiyatın üzerinden neredeyse iki hafta geçmesine rağmen iki ülkenin savunma bakanlıkları her uçuşun ayrıntılarını vermeye devam ediyor. Örneğin 19 Temmuz’da Türk Savunma Bakanlığı S-400’lerin parçalarını taşıyan bir İl-76MD kargo uçağının daha Ankara dışındaki Mürted hava üssüne indiğini, malzeme sevkiyatının “planlandığı gibi” devam ettiğini bildirdi. Ankara’ya ulaşan 18 ve 19. uçaklar ise Rus hava kuvvetlerine ait An-124 tipi ağır askeri nakliye uçaklarıydı. Rus Savunma Bakanlığı bir noktada Acil Durumlar Bakanlığı’na ait İl-76MD kargo uçağını bile kullandı. 

Askeri konulara odaklanan Moscow Defense Brief dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Barabanov, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede sevkiyatın teorik olarak deniz yoluyla da yapılabileceğini belirterek şöyle konuştu: “Bazı parçalar yine deniz yoluyla gönderilebilir. Havadan nakliye muhtemelen teslimatı hızlandırmak ve daha çarpıcı hâle getirmek için tercih edildi.”

Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov 17 Temmuz’da Interfax’a yaptığı açıklamada Rusya’nın sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yıl sonuna kadar tamamlayacağını belirtti. Borisov şöyle konuştu: “Sözleşme takvimine titizlikle uyuyoruz, tek bir aksama yaşanmış değil. Sözleşmenin gereklerini – Türk uzmanların eğitimleri dâhil – yıl sonuna kadar kesinlikle tamamlayacağız.”

Ankara hâlihazırda 100 görevlinin sistemleri kullanmak üzere eğitim aldığını, bu sayının 10 kat artırılabileceğini belirtmişti. 

Gelişkin Rus füze sistemlerinin Türkiye’ye sevki, Ankara’yla Washington arasındaki kavgayı körükledi. Washington NATO müttefikini cezalandırmaya hazırlanırken, Ankara olası misillemelerden göreceği zararı nasıl hafifleteceğini düşünüyor.

Rus medyasında ise Moskova’nın bu alışveriş dolayısıyla, bilhassa ABD’nin tepkisi bağlamında ne gibi risklerle karşılaşacağı tartışılıyor. 

Müzakere sürecinde Rus tarafında yapılan değerlendirmelere vakıf bir kaynak, bazı siyasilerin S-400 anlaşmasına kuşkuyla yaklaştıklarını aktardı. 

Kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan kaynak, “Türkiye NATO üyesi. Pek çok soru işareti ve kaygı gündeme geldi, özellikle askeri teknolojileri bilmeyenler arasında. Eski subaylar, parlamento üyeleri, gazeteciler, medya uzmanları arasında komplo teorilerine itibar eden pek çok insan var” dedi. 

S-400 konusu Rusya’da son aylarda pek çok söylenti ve spekülasyona yol açtı. Bazılarına göre Türkiye S-400’leri bizatihi Rusya’ya karşı kullanarak Rus uçaklarının uçamayacağı alanlar yaratmak istiyor. Bir diğer iddia, Türkiye’nin bu alımı, S-400’lerin yakından incelenmesi için ABD ya da NATO’nun isteği üzerine yaptığı.

Al-Monitor’a konuşan kaynağa göre ilk başlarda satışın bu kadar uğraşa değmeyeceği, dolayısıyla anlaşmanın hayata geçmeyeceği inancı oldukça yaygındı. Bu kaygılar Moskova’yı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi üzerine teslimatı hızlandırmaya sevk etti ve Savunma Bakanlığı dâhil çalışmalarda yer alan herkes aşırı mesai yapmak zorunda kaldı.

Kaynak süreci şöyle anlattı: “İnsanlar aşırı mesaiye gönüllü değildi, ağırdan almak için sebep arıyorlardı. Ayrıca Türk tarafının peşinatı geciktirmesi ve her an tavır değiştirebileceği ihtimali (…) itirazları körükledi. Bir noktada satış kararı lehine tek argüman Erdoğan’ın beyanlarına dayanıyordu ki kendisi bir nevi demagogdur.”

Kaynağa göre S-400’leri Türkiye’ye satma kararının en önemli motivasyonlarından biri Moskova’nın “ABD’yi yaya bırakma” ihtimalinden duyduğu heyecandı. Kaynak, “Neticede bu eğilim baskın çıktı. Devlet başkanlığındaki idarecilerin de düşündüğü gibi bu, Vladimir Putin’in kişisel zaferidir” dedi.

Nisan 2018’de Rus medyası, Putin’in gündem maddelerinden birinin S-400 teslimatının hızlandırılması olduğuna dikkat çekiyordu. Putin o günlerde Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ardından sevkiyat takviminin “Türk dostlarımız ve ortaklarımızın isteği üzerine” öne alınacağını vurgulamıştı. 2017’de imzalanan anlaşmanın ilk hâlinde sevkiyat tarihi 22 Mart 2020 olarak belirlenmişti. 

Barabanov da bu olayda kazananın Putin olduğunu düşünüyor ancak risklerin ortadan kalkmadığını vurguluyor.

Barabanov’un değerlendirmesi şöyle: “Anladığım kadarıyla Putin Türkiye’yle ilişkilerin derinleşmesine kişisel olarak ciddi yatırım yapıyor, büyük ihtimalle Türkiye’ye, hem Suriye’deki nüfuzu nedeniyle hem de NATO’yu yıpratacak bir araç olarak gördüğü için önem veriyor. Doğal olarak bazı riskler söz konusu. Bunlar, hem askeri ve teknolojik riskler – NATO’nun bu yenilikçi hava savunma sistemine erişim sağlaması kaygı verici çünkü ihracat versiyonundan bile karşı taktikler geliştirmek için kritik bilgiler elde edilebilir – hem de Türkiye’nin yeni siyasi oyunlar için fırsat yakalaması gibi siyasi riskler.”

Siyasi analist Mihail Troitskiy de Türkiye’ye S-400 satışının Kremlin için büyük başarı olduğuna katılıyor: “Bu anlaşmanın neredeyse hiçbir dezavantajı yok: Türkiye’nin ABD’yle ve genel olarak NATO’yla arası açılıyor, Rusya silah ihracatçısı olarak para kazanıyor, ayrıca Türkiye ve Orta Doğu hava sahasında yeni bir ‘kulak’ sahibi oluyor.” 

Ancak Troitskiy de Rusya açısından bazı risklere dikkat çekiyor. Bunlardan biri Erdoğan’ın siyasi geleceği. Uzmana göre Erdoğan’ın siyasi geleceği “Türk ekonomisinin mevcut istikameti kadar belirsiz.” 

Türkiye’deki “güçlü muhalefet hareketlerine” dikkat çeken Troitskiy, Erdoğan’ın bunları “ne dağıtabildiğini ne de çok fazla görmezden gelebileceğini” vurguluyor ve şöyle devam ediyor: “Bunlar etkilerini artırırlarsa Erdoğan’ın Rusya’ya yönelik açılımlarını ters yüz etmeye çalışabilirler. Velhasıl, Suriye’de Beşar Esad’ın geleceği, Kürtlerin bağımsızlığı, Ermenistan’ın güvenliği gibi bir dizi bölgesel sorun Türkiye’yle Rusya’nın arasını açabilir. Bu da Ankara-Moskova rekabetini yeniden başlatabilir. İşte o zaman Rusya bu doğal rakibine ileri teknoloji ve donanım verdiğine pişman olabilir.” 

Erdoğan’ın ABD’ye kafa tutarken fazla ileri gitmesinin de ihtimal dâhilinde olduğunu belirten Troitskiy, olumlu bir ihtimali ise şöyle anlatıyor: “Donald Trump bir noktada Erdoğan’la diplomasicilik oynamaya karar verebilir, Trump’ın küresel ağırlığını, büyük dış politika başarısını onaylayan sembolik bir harekete karşılık Erdoğan üzerindeki baskıyı kaldırabilir. Bu, Türkiye’ye – ve Rusya’ya – ufuktaki krizi taktik manevralarla atlama konusunda büyük umut verir."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Temsilciler Meclisi Trump’ı Türkiye’ye yaptırıma zorlayan tasarıyı kabul etti
Bryant Harris | NATO ve Orta Doğu | Tem 21, 2020
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Erdoğan’ı karalamak Lübnan’da bile güvenli değil
Amberin Zaman | Basın özgürlüğü | Tem 13, 2020
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video