İran Suriye’de siyasi çözüm istiyor ama askeri seçenek de masada

İran’ın Suriye’de karşılaştığı zorlukları aşma planı büyük ölçüde diplomatik ve siyasi tedbirlere dayansa da Tahran, askeri eskalasyon da dahil tüm senaryolara hazırlıklı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri, Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile birlikte, 19 Ocak 2019 Photo by SANA/Handout via REUTERS.
Hamidreza Azizi

Hamidreza Azizi

@HamidRezaAz

İşlenmiş konular

Suriye çatışması

Haz 10, 2019

İsrail ordusu 3 Haziran’da İranlılara ait bir “hava aracı tesisi” olduğu gerekçesiyle Suriye’nin Humus kentindeki bir askeri üssü vurdu. İsrail bu saldırıdan hemen önce de Golan Tepeleri yakınlarında, Kuneytra’nın güneybatısındaki bir dizi Suriye ordusu pozisyonuna hava bombardımanı düzenlemişti. Saldırıda hedefin İran ve Lübnan Hizbullahı’na ait noktalar olduğu iddia edilmişti.

İsrail’in İran ve Suriye’deki müttefiklerine yönelik saldırılarını artırması Tel Aviv’in Tahran’ın Suriye üzerindeki nüfuzunu dizginleme çabalarına hız verdiğine işaret ediyor. Çabalar sadece askeri alanla sınırlı değil. İsrailli liderler, İslam Cumhuriyeti’ne diplomatik cephede de baskıyı artırıyorlar.

Beyaz Saray 30 Mayıs’ta ABD, Rusya ve İsrail’in en tepe güvenlik yetkililerinin haziran ayı içinde Kudüs’te bir araya gelerek “bölgesel güvenlik meselelerini” ele alacaklarını açıkladı. Basına yansıyan haberlerde toplantının ana gündem maddesinin “Suriye’deki İran varlığının akıbeti” olacağı bildirildi. Washington ve Tel Aviv, İran’ın Suriye’deki nüfuzunu dizginlemeye yönelik somut adımlar atması için Moskova’yı ikna etmeye çalışıyorlar ve karşılığında Beşar Esad’ın meşruiyetini tanımak, ABD’nin Suriye’nin yeniden imarına katkısını artırmak gibi bazı “teşvikler” öneriyorlar.

ABD tarafı, Rusya ile Esad’ın meşruiyeti konusunda bir pazarlık yapıldığı iddiasını reddediyor. Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitriy Peskov da bunların “yalan haber” olduğunu açıkladı. Ancak bu yalanlamalar Tahran’ı teskin etmeye yetmedi. Başlıca ortağı Rusya ile baş düşmanları ABD ve İsrail arasında yapılacak bir görüşmenin ana gündem maddesi olmak İran’ı endişelendiriyor. Zira Tahran’ın Suriye’de karşılaşabileceği en büyük zorluklardan biri --İsrail’in saldırgan politikaları hariç-- Rusya’nın İran’ın ülkedeki varlığına yönelik tutumunu değiştirmesi olur.

Türk ve ABD’li yetkililerin “tampon bölge” kurmak için görüşmeler yaptığı Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusu da olası bir diğer tehlikeye gebe. Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerginlik Ankara’nın uzun zamandır istediği tampon bölge planını aksatmış olsa da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 31 Mayıs’ta görüşmelerin hâlen sürdüğünü açıkladı.

Basına yansıyan bilgilere göre Washington, konuya ilişkin Ankara ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri arasında bir uzlaşı sağlamaya çalışıyor. İran’a göre Suriye’de olası bir Türk-Amerikan mutabakatı Ankara’yı Astana formatından, dolayısıyla da Tahran ve Moskova’dan uzaklaştırır. ABD’nin Suriye’deki pozisyonunu da güçlendirir. Bu da her açıdan İran’ın Suriye’deki varlığını olumsuz etkiler.

Yukarıda bahsedilen tehlikeler düşünüldüğünde Tahran’ın Suriye’deki menfaatlerini ve etkinliğini korumak için bazı adımlar atması muhtemel.

İran öncelikle Suriye Anayasa Komisyonu’nun kurulmasına yönelik süreci hızlandırmaya çalışacaktır. Tahran komisyonun katılımcıları ve görevleri konusunda Ankara ile Şam arasında uzlaşı sağlayabilmek için BM destekli görüşmelere katılmak da dahil bu konuda hâlihazırda emsali görülmemiş bir çaba ortaya koyuyor.

ABD’nin Rusya ve Türkiye ile mutabakat sağlayarak İran’ın Suriye’deki etkinliğini kademeli olarak azaltma ihtimaline karşın Tahran da anayasa komisyonunun bir an önce kurulmasını istiyor. Zira böylelikle anayasanın hazırlanmasında kendi menfaatlerinin ve çekincelerinin hesaba katılmasını sağlayabilir. Bir diğer deyişle, İran anayasa komisyonunun Astana süreci içinde ve ABD’nin etkisinden azade bir şekilde kurulmasını istiyor.

İran ayrıca Esad hükümeti ile Suriyeli Kürtler arasında bir uzlaşı sağlama çabalarına da hız vermiş durumda. Tahran, Fırat Nehri’nin doğusunda Kürtlerin kontrolündeki toprakların Suriye Hükümeti’ne verilmesini desteklerken “Kürtlerin haklarının korunması gerekliliğini” de vurguluyor. Ancak iki taraf herhangi bir tavize yanaşmıyor ve İran’ın arabuluculuk çabaları henüz bir sonuç vermiş değil. Yine de İran Esad nezdindeki girişimlerini artırarak Kürt gruplara sadakâtleri karşılığında daha fazla taviz verilmesini sağlamaya çalışabilir. Bu, yalnızca ABD’nin Suriye’deki pozisyonunu zayıflatmakla kalmaz Türkiye’nin Kürt tehlikesini bastırma gerekçesiyle kuzeyde bir tampon bölge kurma planını da boşa çıkarır.

Tahran’ın Suriye ile ilişkilerini daha geniş bir bölgesel bir boyuta taşıması da muhtemel. İran’ın batı sınırlarından, Irak ve Suriye üzerinden, Akdeniz’e uzanan demiryolu planı üç ülkenin ekonomisini ve ulaşım altyapılarını birbirine bağlamaya yönelik bir girişim. Bu, üçüncü tarafların İran’ın Suriye’deki etkinliğini azaltmasını zorlaştırır zira Irak’ın menfaatleri de tehlikeye girer.

Güvenlik alanında ise İran'ın askeri ve güvenlik yetkilileri, Suriyeli ve Iraklı muhatapları ile üst düzey temasları sürdürüyor. Bu da Tahran'ın Bağdat ve Şam ile kapsamlı bir ortaklık kurma yolunda ilerlediği anlamına geliyor.

En kötü senaryoda, yani Rusya ile ABD-İsrail ekseninin İran’ın Suriye’deki etkinliğini dizginleme konusunda anlaşması durumunda ise Tahran, Esad’ı Golan’da İsrail’e karşı bir cephe açmaya zorlayabilir. Tahran’ın bugüne kadar İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına sessiz kalmasının nedeni en tepe ortağı Rusya’yı kızdırmaktan ve Tahran-Moskova ortaklığına zarar vermekten çekinmesiydi.

Ancak İsrail’in Golan ve çevresindeki eylemleri, Kuneytra’ya bir hafta içinde düzenlediği iki ayrı hava operasyonu, tampon bölge olarak bilinen bölgeye konuşlandırdığı tanklarla 1974’teki saldırmazlık anlaşmasını ihlâl etmesi Suriye Hükümeti’ne misilleme için her türlü hakkı veriyor. Nitekim, İran’daki kimi muhafazakâr basın kuruluşları Suriye ordusunun yakında Golan’a bir askeri operasyon düzenleyeceğine dair spekülasyonlara başlamış durumdalar.

Özetle, İran’ın Suriye’deki mevcut zorlukları aşma planı büyük ölçüde diplomatik ve siyasi tedbirlere dayanıyor ama Tahran, tüm senaryolara ve yeni tehditlere karşı hazırlık yapıyor.

Recommended Articles

Rusya Suriye ordusu üzerinde göründüğü kadar etkili mi?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Nis 22, 2020
Suriye: Korona virüs Rusya-Türkiye-İran dinamiklerini değiştirecek mi?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Mar 31, 2020
Deyrizor’da özerk Kürt yönetimine karşı protestolar
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Mar 20, 2020
Petrol Erdoğan’ın Suriye siyasetini düze çıkarabilir mi?
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Mar 13, 2020
İdlib’deki Rusya-Türkiye anlaşması niçin önemli?
Maxim Suchkov | İdlib | Mar 5, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Coronavirus | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020