İsrail'in Nabzı

İsrail’in Suriye mesajı: Oyun devam ediyor

By
p
Article Summary
İsrail’in Suriye’deki hedeflere yönelik son hava saldırıları tüm taraflara oyunun devam ettiği ve kuralların değişmediği mesajını veren bir niyet beyanı niteliğindeydi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail Hava Kuvvetleri 26 Aralık’ta Negev Çölü’ndeki Hatzerim Hava Üssü’nde 177’nci pilot eğitimini tamamlayanlar için mezuniyet töreni düzenledi. Brövelerini alan askeri öğrenciler resmen pilot oldular. Aylar öncesinden planlanan etkinlik son derece hassas bir zamana denk geldi. Dış basına göre hava kuvvetleri törenden birkaç saat önce Şam bölgesinde bazı hedefleri vurmuştu. Saldırı haberi, Suriye’nin 17 Eylül’de yanlışlıkla bir Rus İlyuşin uçağını düşürmesiyle baş gösteren Rusya-İsrail gerilimi nedeniyle bu tip saldırılara verilen uzun bir aradan sonra geldi.

Bu gibi mezuniyet törenlerinde adet olduğu üzere Başbakan ve Savunma Bakanı Benjamin Netanyahu, Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gadi Eizenkot ve son derece itibarlı bir isim olan Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Amikam Norkin birer konuşma yaptılar. Üçü de Şam semalarında yaşananlara dolaylı olarak değindiler.

Netanyahu şu ifadeleri kullandı: “İran’ın Suriye’de bize yönelik bir askeri varlık oluşturmasını kabul edemeyiz. Buna karşı mevcut dönem dâhil olmak üzere güçlü ve sürekli şekilde adım atacağız. Gerekeni yapmaktan kimsenin bizi caydıramayacağını söylemiştim. Dolayısıyla gerektiğinde harekete geçiyoruz. Başkan Trump’ın Amerikalı askerleri Suriye’den çekme kararı politikamızı değiştirmeyecek. Suriye’de ve diğer her yerde kırmızı çizgilerimizi kararlılıkla koruyoruz.”

Netanyahu gibi iki general de İsrail’in “kırmızı çizgilerini” korumak için kuzey cephesinde faaliyetlerin sürdüğüne işaret ettiler. Üst düzey yetkililerin konuşmalarından sonra hava kuvvetleri gövde gösterisi yaptı. Konukların üstünde alçaktan uçarak akrobatik gösteri yapan bir F-35 hayalet uçağı herkesin tüylerini diken diken etti.

İsrail bundan daha net bir mesaj veremezdi: “Başkan Donald Trump Amerikalı askerleri Suriye’den çekiyor olabilir ama biz kalıyoruz. İran’ın tehditleri bizi caydıramaz, Rusya’nın baskısı bize boyun eğdiremez. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı ve onun müttefiki olan Lübnanlı Hizbullah militanlarını görmezden gelmeyeceğiz.”

Öte yandan İsrail durumun ne kadar çetrefilli ve hassas olduğunu da bütünüyle idrak ediyor. 25 Aralık’ın geç saatlerinde gerçekleşen ve İsrail’e atfedilen son hava saldırısı hayra alâmet değil. Bu saldırı, İsrail’in kuzey cephesindeki tüm aktörlerin kontrolü kolayca kaybedebilecekleri ve herkesi içine alan büyük bir yangını tetikleyebilecekleri tehlike bölgesine doğru kaymaya devam ettiklerini gösteriyor. Henüz o noktada değiliz ama gidişat böyle devam ederse o gün de pekâlâ gelebilir.

Suriye’nin bir İsrail saldırısını önlemek için attığı uçaksavar füzelerinin Rus İlyuşin uçağını düşürmesinden sonra İsrail “radara yakalanmadan” hareket etmeye çalıştı. Başbakan ve Genelkurmay Başkanı, Rusya’yla yaşanan gerilime rağmen Suriye’deki faaliyetlerin sürdürüldüğünü çeşitli platformlarda ifade ettiler. Bu faaliyetler muhtemelen farklı bir tarzda yürütülüyor, daha düşük radar imzası kullanılıyor, hava kuvvetleri gürültü koparacak aleni eylemlerden kaçınıyor. Kısaca, göze daha az çarpan, geride daha az iz bırakan faaliyetler yürütülüyor. Kuzey cephesinde İsrail’in pek çok farklı saldırı seçeneği var ve son aylarda bunlara başvurulduğu düşünülüyor.

25 Aralık’taki saldırı ise İsrail Hava Kuvvetleri’nin tekrar aleni faaliyete geçtiğini gösteriyor. Son saldırı daha önceki pek çok saldırıdan farklıydı. Lübnan medyasına göre muhtemelen sekiz uçaktan oluşan bir F-16 filosu, Suriye hava sahasını ihlal etmeden güney Lübnan hava sahasından hassas güdümlü bombalar attı. Daha da önemlisi uçaklar, kısmi olarak hâlâ Rus askerlerince kullanılan Suriye topraklarındaki Rus yapımı S-300 füzesavar bataryalarını harekete geçirmediler.

Bu bataryaların Suriye’de İran’a yönelik hava operasyonu yapan İsrail uçaklarına kilitlenmesini, İsrail ve Rus tarafında kimse istemiyor. Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir İsrail askeri kaynağı, böyle bir durumun yaşanması hâlinde “kullananların kimliğine bakılmaksızın bataryaların imha edileceğini” söyledi. Yukarıda da belirtildiği gibi Ruslar tarafından da kısmen kullanılan bu savunma sistemlerinin İsrail Hava Kuvvetleri’nce bombalanması, İran, Suriye ve Hizbullah’tan oluşan Şii ekseni ile İsrail’le sınırlı kalmayacak bir savaşa yol açabilir.

ABD’nin Suriye’den süratle çekilme kararı karşısında İsrail görünüşte soğukkanlılığını koruyor ama yetkililer iç görüşmelerde çekilmenin İsrail için işleri fazlasıyla zorlaştırdığını teslim ediyor. Eizenkot 23 Aralık’ta yaptığı konuşmada, “ABD’nin askerlerini Suriye’den çekme kararı önemli bir olay ama bunu büyütmenin gereği yok. Biz bu cepheyle on yıllardır tek başına baş ediyoruz.” dedi.

Ne var ki çekilme boşlukta gerçekleşmiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye’deki İran güçlerini İsrail sınırının en az 80 kilometre uzağında tutma sözünün güvenilir olmadığı her geçen gün netleşiyor. İsrail Hava Kuvvetleri’nin son saldırısından sonra Associated Press ajansına konuşan kıdemli bir İsrail yetkilisi, İranlı güçlerin “yasak bölgeye” döndüğünü, 80 kilometre çizgisini aştığını söyledi.

İsrail Rus ayısını olabildiğince sakin tutması gerektiğini ama ona hiçbir zaman tam anlamıyla güvenemeyeceğini biliyor. İsrail’in çoğu zaman sırtını dayadığı Amerikalılar ise bölgeden çıkmayı ve İsrail ordusunu tek başına bırakmayı planlıyor.

Hâl böyle olunca 25 Aralık saldırısı tüm taraflara oyunun devam ettiği ve kuralların değişmediği mesajını veren bir niyet beyanı olarak gerekli görüldü. Lübnan medyasına göre güney Lübnan’dan vurma kararı çok önceden bilerek planlanmıştı. Yine de bu tip saldırılar büyük patlama potansiyelini koruyor.

Kıdemli bir İsrail askeri kaynağı kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Suriyeliler uçaksavar füzelerini çılgın gibi, hedef gözetmeksizin ateşliyor. Bu şekilde ateş açmanın bizim faaliyetlerimizi değil bölgedeki sivil havacılığı tehlikeye attığını Ruslara anlatmaya çalıştık.”

Moskova ve özellikle Rus Savunma Bakanlığı ile Suriye’deki Rus kuvvetleri bu yöndeki argümanı kabul etmiyor. Bu da şu anlama geliyor: Suriye’ye ait bir orta menzilli karadan havaya SA-5 füzesi önümüzdeki günlerde bölgeden geçen bir yolcu uçağına yanlışlıkla kilitlenebilir ve bir felakete, tüm bölgeyi saran bir yangına yol açabilir.

İsrail bir tür ikilemle karşı karşıya: Ya geri adım atarak dengeyi bozan silahların bölgeye sokulmasını ve Suriye’deki İran varlığını kabul edecek ya da risklere rağmen saldırılara devam edecek.

İsrail ordusundan üst düzey bir kaynağın bu konudaki değerlendirmesi şöyle: “Bugün saldırıp imha etmediklerimiz yarın bizim başımıza yağacak. Dolayısıyla burada ciddi bir ikilem yok. Daha önce Hizbullah’ın bize karşı büyük bir füze üssü oluşturmasına izin vererek yaptığımız hatayı tekrar yapamayız. Beyrut’ta bir Hizbullah yeter. Şam’da da bir kopyasına müsamaha gösterme niyetimiz yok."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept