Irak'ın Nabzı

Irak: Sünni Araplardan Kürdistan’a katılma talebi

By
p
Article Summary
Irak Kürdistanı’ndaki ayrılıkçı kanat, eylülde yapılacak bağımsızlık referandumuna kimi Sünni Arap kesimlerin Kürdistan’a katılma talebiyle güç katmaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İslam Devleti’nin (İD) Irak’taki hükümdarlığı sona ererken Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında mezhepçi söylem ve rekabet yeniden baş gösteriyor. Siyasi partiler, İD sonrası Irak’ta mezhepsel kimlikleri ön plana çıkarmak için bu üç unsuru harekete geçirmeye çalışıyor.

Başbakan Haydar El Ebadi resmi Facebook sayfasından paylaştığı mesajlarda Musul’un kurtuluşunun ardından “mezhepçilik pazarlama teşebbüsleri” olduğunu söyledi. Ebadi “Musul kurtarıldıktan sonra yeni bazı simalar saklandıkları yerlerden çıktılar ve güya Musul ve Anbar halkları adına konuşmaya başladılar.” dedi.

Ebadi bu sözleriyle kurtarılan bölgelerdeki Sünniler adına dile getirilen ve Irak’ın mezhep temelinde bölünmesini savunan bazı talepleri kastediyordu. Bu talepleri seslendirenler, Sünni Araplar ile Kürtlerin aynı mezhepten olmasına dayanarak Sünni bölgelerin Irak Kürdistanı’na dâhil edilmesini istiyor. Bu, Irak’ın Şii ve Sünni kamplara bölünmesi demek.

Ninova vilayetinin kuzeyindeki Arap köylerinde Irak Kürdistanı’na katılım için gösteriler düzenledi. 18 Temmuz’da Dicle Nehri’nin batısında bulunan Zummar ve Rabia’daki Arap aşiretlerine bağlı binlerce kişi bu taleple sokaklara döküldü. Zummar ve Rabia, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) kendi topraklarına katmak istediği bölgeler arasında yer alıyor. KBY yetkilileri bu bölgelere “Kürdistan Bölgesi’nin yönetimi dışında kalan Kürt bölgeleri” diyor. Göstericiler, Irak Kürdistanı’nda 25 Eylül’de yapılması planlanan bağımsızlık referandumunda oy kullanma hakkı da talep ediyordu.

Musul civarlarındaki aşiret reisleri de 22 Temmuz’da yaşadıkları bölgelerin Irak Kürdistanı’na katılmasını ve bu bölgelerin geleceğini belirlemek üzere referandum yapılmasını istediler.

Abada aşireti dâhil Kerkük’teki Arap aşiretleri de bölgenin bağımsızlığı için referandum yapılmasına destek verdi. Kerkük KBY sınırları içinde yer almasa da referandum için burada da sandık kurulması öngörülüyor. Aşiret reislerinden Şeyh Halef El Ebadi 6 Temmuz’da Kurdistan 24 kanalına şöyle dedi: “Irak Kürdistanı’ndaki referandumu destekliyoruz. Çünkü Peşmerge güçleri din ve etnik köken ayrımı yapmadan tüm unsurları koruyor, biz de bizi koruyanların yanında duruyoruz.”

Irak’ın tanınmış Sünni din adamlarından Ahmed El Kabisi de 20 Temmuz’da verdiği bir televizyon mülakatında Irak’ın bölüneceği öngörüsünde bulundu. Kabisi, Sünni bölgenin Kürdistan’da olacağı, Irak Kürdistanı’nın sadece Kürtlerin değil buraya katılacak olan Sünni Arapların da bölgesi olacağı, Sünni Arapların içtenlikle bu çatının altında yer almak istediğini söyledi.

Irak’taki mezhepsel çekişmede iki belirgin çizgi öne çıkıyor. Şii partiler siyasi temsiliyet üzerinden ve Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) içindeki silahlı gruplarını koruyarak devleti kontrol etmek istiyor. Haşdi Şabi olarak da bilinen HSB ile ilgili yasada bu oluşumun Irak ordusunun yapısı dışında ama ona paralel olarak faaliyet göstermesi öngörülmüştü. Kürt tarafında ise ayrılıkçı bir söylem var. Bu bilhassa KBY’de parlamento ve hükümete hâkim olan Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) için geçerli.

Sünni Arap partileri ise tabanlarının taleplerine resmiyet kazandırabilecek durumda değil. Nitekim bu partiler, başka grupları da içine alan, ulusal düzeyde kapsayıcı bir söylem çerçevesinde birleşik Irak’ı desteklemek üzere tasarlanmamıştı. Bu partiler, İD sonrası dönemde Sünni çoğunluğa sahip bölgelerde kendi yönetim platformlarını da oluşturamıyor. Bu da onları Şii ve Kürt partilerin siyasi istismarına açık hâle getirebiliyor.

Geçmişte Şii ve Sünni partiler arasında Şii tarafın oluşturacağı platformun desteklenmesi karşılığında Sünnilere bazı siyasi makamların verilmesine yönelik anlaşmalar müzakere edilmişti. Bugün ise Sünni Arapların KDP’nin ayrılıkçı programı doğrultusunda Kürtler tarafından kullanılmaya çalışıldığı görülüyor.

Bunun bir örneği 22 Temmuz’da KBY Başkanı Mesud Barzani’nin Ninova’daki ihtilaflı bölgelerden bir grup Arap aşiret reisiyle yaptığı görüşmede yaşandı. Ninova’daki Arap aşiretlerinin sözcüsü Müzahim El Huveyt yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Aşiret reisleri, kendi bölgelerinin Irak Kürdistanı’na dâhil edilmesi ve 25 Eylül’deki kader belirleyici referanduma katılması yönünde arzularını dile getirdi.” Huveyt ayrıca “Arap milliyetçilerinin (ileride) Kürdistan parlamentosuna aday gösterilmesini” istedi.

Barzani bağımsız Kürdistan için Sünni Arap devletlerinden de destek toplamaya çalışıyor. 4 Temmuz’da Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin, Kuveyt ve Sudan’ın konsoloslarıyla bir araya gelen Barzani, İD sonrası döneme dair öngörülerini anlattı, ayrılma referandumunun gerekçelerini açıkladı.

Neticede görünen o ki Sünni Araplar, Irak Kürdistanı’ndaki ayrılıkçı kanat tarafından Bağdat’a karşı manivela olarak kullanılacak, Bağdat’taki Şii iktidar da Sünnileri kucaklama konusunda başarısız olmaya devam edecek, birleşik bir Irak’ta ulusal bir kimliğin inşası için Sünnilerin kendi platformlarını oluşturmasına yardım edemeyecek. Bu arada olan Sünnilere olacak. Terör gruplarının elinden büyük yıkımlar yaşayan, Bağdat’taki Şii ağırlıklı merkezi hükümet tarafından ihmal edilen Sünnilerin menfaatleri arada yitip gidecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: is, krg, referendum, massoud barzani, sunni-shiite conflict, haider al-abadi, secession, ninevah province

Ali Mamouri, Al-Monitor’un İran’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Dini konular üzerine uzmanlaşmış bir araştırmacı yazar olan Mamouri, İran ve Irak’ta dini okullarda ve ayrıca İran üniversitelerinde eğitmenlik yapmıştır. Yazarın dini konularda ve Ortadoğu’da toplumsal dönüşüm ve mezhepçilik üzerine yazdığı bir dizi makale, her iki ülkede yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept