Türkiye'nin Nabzı

Menbic’te bir hesap diğerini tutmuyor

By
p
Article Summary
Suriye’nin El Bab’tan Rakka’ya uzanan yolu TSK’ye kapatmasının ardından Menbic seçeneği öne çıktı. Ancak Menbic’te zorluk türlü türlü.

ABD Başkanı Donald Trump, Rakka’ya kimlerle gidileceğine karar vermeden önce herkes Suriye sahnesinde en avantajlı yeri almanın savaşını veriyor. ABD’nin askeri desteğini görünür düzeyde artırdığı Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Rakka’nın kuzey ve kuzeydoğu tribünlerine ilerliyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) toplama Türkmen ve İslamcı milislerle birlikte Rakka yolunu açmak için İslam Devleti’nin (İD) 23 Şubat’ta çekilmesiyle nihayet El Bab’a girdi.

Suriye ordusu ise Türkiye’nin Rakka seçeneğini bertaraf eden bir hamle yaptı ve Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) desteklediği Menbic Askeri Meclisi’nin kontrolündeki Menbic ile Halep’in kuzeydoğusunda kendi kontrolü altında bulunan bölge arasındaki koridoru kapattı.

Irak Başbakanı Haydar El Abadi’nin Suriye’de de havadan operasyon emri verdiğini açıklaması ve sınır kasabası Elbu Kemal’deki İslam Devleti’ne (İD) ait bir merkezin bombalanması Rakka’nın doğu tirübinlerinde Irak’ın da olabileceğini sinyalini verdi. Geçen yıl Rusya, İran, Suriye ve Irak arasında terörle mücadele için bir ortak mekanizma kurulmuştu. Irak’ın Suriye içindeki operasyonel hali bu mekanizmanın konseptine uygun. Bir süreden beri Irak ordusunun Musul operasyonunu tamamlaması halinde operasyonu Suriye içinde de sürdürebileceği hesapları yapılıyordu. Ancak Musul’daki operasyon öngörülenden daha fazla uzayacak gibi duruyor.

Bütün bu denklemde Türkiye’nin El Bab’tan sonraki hamlesi ne olacak sorusu önem kazanıyor. Henüz El Bab operasyonu sürerken Türk yetkililer sürekli olarak El Bab’tan sonra, önce Menbic, ardından da Rakka’ya gidileceğini söyleyip durdu. El Bab ele geçirildikten sonra Türk medyasına konuşan kaynaklar hükümetin planını “Hedef doğrudan Rakka” şeklinde açıkladı.

Medyaya bu bilgilerin verildiği sıralarda Suriye ordusu henüz El Bab’ın altında Rakka yolunu kesen hamlesini yapmamıştı. Bab yolu kapandıktan sonra Rakka’ya gitmek için üç alternatif güzergâh kaldı: Menbic, Kobani ve Tel Ebyad. Ancak bu üç yer de Kürtler ve müttefiklerinin kontrolünde. Haliyle Türkiye eğer Rakka’da ısrarlıysa Kürtler ve ortaklarıyla savaşmak zorunda.

Ankara başından beri Fırat Kalkanı’nın amacını İD’le mücadele dışında Kobani ile Afrin kantonları arasında coğrafi bağlantının kurulmasını önleme olarak deklare etti.

Rakka hala masadaysa Türkiye’nin mantıken YGP’nin güçlü bir karşılık vereceği Kobani ve Tel Ebyad’dan ziyade Arap yoğunluklu Menbic’i tercih etmesi gerekir. Menbic zaten Rakka olsun ya da olmasın Fırat Kalkanı’nın hedef listesinde. Ayrıca Türkiye’nin “YPG Fırat’ın batısına geçemez” şeklinde koyduğu kırmızı çizgiye ABD’nin de Ankara’yı teskin etmek için görünürde itiraz etmemesi Menbic seçeneğini kolaylaştırıyor. Fakat ABD’nin Kürtlerin Fırat’ın doğusuna çekilecekleri yönünde Ankara’ya verdiği taahhütler, TSK’nin milislerle birlikte Menbic’e girmesine göz yumacağı anlamına gelmiyor.

Sahada şekillenmekte olan denklemler Menbic ile ilgili bir takım caydırıcı unsurlar içeriyor. Her şeyden önce burada Türkiye’nin müdahalesini “işgalci bir eylem” olarak görüp direniş gösterecekler arasında sadece YPG ya da kentin güvenliğini deruhte eden Menbic Askeri Meclisi değil bu iki yapının dışında yer alan milis güçler de var. Elbette Kürtler karışmadığı takdirde Menbic’in yerel güçlerinin ne kadar direnebileceğini kestirmek zor. Menbic’ten bir Kürt kaynak Al-Monitor’a, “Yerelde bir direnme iradesi var. Türkiye ağır silahlarla yüklenirse durum değişebilir. Ama bu tür bir senaryoda her iki taraf da ciddi kayıplar verir” dedi.

Denklemin asıl zorlu yanını Kürtlerin ABD ile kurduğu ittifak oluşturuyor. Konunun hassasiyetine binaen isminin verilmemesi şartıyla Al-Monitor’a konuşan YPG’li üst düzey bir yetkiliye göre YPG ve müttefikleri Menbic’te olası saldırılara karşı hazırlıklı. Bununla birlikte Kürtlerin değerlendirmesi Türkiye’nin Menbic’e yönelmeyeceği yönünde. YPG’li yetkili, Menbic denklemine dair Kürtler arasında yapılan değerlendirmeyi şöyle aktardı:

  • “Suriye ordusu El Bab’ın altındaki koridoru keserek Türklerin Fırat Kalkanı’yla Rakka’ya gitme hayalini suya düşürdü.”

  • “Uluslararası temelde meşru olan DAİŞ (İslam Devleti) ile savaştır. Fırat Kalkanı’nın dayanağı DAİŞ’le mücadeleydi. Türk liderlerin YPG’yi terör örgütü olarak kabul ettirme çabasına rağmen hiçbir uluslararası aktör, Türkiye’nin DAİŞ dışında bir hedefe yönelmesini kabul etmedi. Artık Türkiye’nin operasyon alanında DAİŞ kalmadı. Haliyle Suriye’de bulunmasının meşruiyeti de kalmadı. Kürtlere yöneldiğinde birçok uluslararası aktörle sorun yaşayacaktır. Elbette uluslararası aktörler ‘çık’ dedi diye Türkiye o bölgeden çıkmaz. Ancak bundan sonra Kürtlerle değil orada bulunmasından kaynaklanan sorulara yanıt vermekle meşgul olacaktır.”

  • “Bize göre Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşma Halep’e karşılık El Bab’ın TSK’ye verilmesiydi. Ruslar da bundan sonra Türkiye’nin Suriye’de işinin bittiğini söyleyecektir.”

  • “Türkiye direk kendi ordusuyla değil ama geçmişte yaptığı gibi diğer silahlı grupları kullanarak Menbic’e girmeyi deneyebilir. Buna karşı da hazırlıklıyız.”

  • “Kobani’de bizimle görüşen Amerikalı komutanlar Rakka’ya SDG ile gidileceğine dair güçlü sinyaller verdi. Bizden istedikleri Trump karar verinceye kadar sakin durmamız.”

  • “ABD’nin Menbic ile ilgili taahhütleri de halen geçerli. ABD’nin Menbic’e saldırıya yeşil ışık yakmayacağını düşünüyoruz. Ayrıca ABD, Rakka operasyonuna katılacak güçlerin eğitimi için Menbic’te üs kurdu. Farklı bir tutum sergilenirse Kürtlerin ABD ile işbirliği biter. Şu aşamada Amerikalılar bunu göze alamaz.”

Fırat Kalkanı Harekatı Cerablus’u İD’den aldıktan sonra Menbic’e yöneldiğinde SDG ile çatışmalar yaşanmış, ABD’nin devreye girmesiyle Sacur nehri iki tarafı ayıran sınır haline gelmiş ve birkaç gün Amerikan bayrağı bölgede dalgalanmıştı. Yine Türk tarafından Tel Abyad’a yönelik bazı taciz atışları olduğunda Amerikan bayrakları YPG mevzilerinde dalgalandırılmıştı. Bu bayraklar ABD’nin Kürtlerle birlikte hareket ettiği bölgelerde olası bir operasyona izin verilmeyeceğine dair birer mesajdı.

Menbic ile ilgili kritik bir sinyal 24 Şubat’ta geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Joseph Votel ile Irak ve Suriye’deki Amerikan güçlerinin komutanı Korgeneral Stephen Townsend Kobani’deki eğitim üssünü ziyaret etti. YPG’li yetkiliye göre ABD, Menbic’te de bir eğitim kampı kurdu ve 60 kişilik ekibi bölgeye gönderdi.

Amerikan ordusunun Rojava’daki dört üssüne ilaveten CIA’in de Derik’te bir üssü bulunuyor.

Peki, ABD’nin Türkiye’yi Rakka operasyonuna razı etmek için Menbic’e garantör olmaktan vazgeçmesi halinde Kürtler bu bölgede Suriye ordusuyla ortak hareket edebilir mi? YPG’li yetkilinin yanıtı şu oldu: “Şu anda Amerikalılarla birlikte hareket ediyoruz. Bu durum devam ederken Suriye ordusu ile ortaklık olmaz.”

Buna karşın YPG’li yetkili Suriye ordusunun El Bab’ın güneyindeki hamlelerle Kürtlerin işini kolaylaştırdığı gerçeğini de reddetmedi: “Türkiye Kobani ile Afrin arasındaki koridorun açılmasını önlemek için bu operasyonu yaptı ancak Suriye ordusunun SDG’nin bulunduğu hatta gelmesiyle başka bir durum oluştu. Aslında koridor yüzde 50 itibarıyla açılmış oldu. Kuzeyden değil El Bab’ın altından. En azından siviller ve tüccarların gidiş gelişleri mümkün olacak. Kobani ile Afrin arasındaki ulaşım iki saate inecek.”

Astana sürecinde İran-Rusya eksenine yaklaştıktan sonra tekrar ABD’yle ortaklık zemini bulmaya yönelen Türkiye’nin sahadaki hamlelerinin önünü açan ya da tıkayan önemli ölçüt Rusya. Bu açıdan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9-10 Mart’ta Moskova’da Rus lider Vladimir Putin ile yapacağı görüşme son derece kritik. Yani Fırat Kalkanı’nın alacağı yön hem Trump’ın Rakka planı hem de Moskova temaslarından çıkacak sonuçlara bağlı

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tsk, operation euphrates shield, us military, raqqa, al-bab, manbij, ypg, sdf

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept