ABD İslam Devleti konusunda Rusya’yı test etmeli

Suriye savaşının girift bölgesel dinamikleri dikkate alındığında Rusya’dan yardım almak ABD’ye fayda sağlayabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson (solda) Almanya’nın Bonn kentinde Dünya Konferans Merkezi’nde düzenlenen toplantının açılışında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u dinlerken, 16 Şubat 2017 Photo by REUTERS/Brendan Smialowski.

İşlenmiş konular

syrian civil war, is, safe zone, us-russian relations, russian regional influence, russia in middle east, russian influence in syria

Şub 27, 2017

ABD Savunma Bakanı James Mattis, 16 Şubat’ta ABD’nin Rusya’yla “şu an askeri düzeyde iş birliği yapma konumunda olmadığını” ancak siyasi liderlerin Rusya’yla temas edeceğini ve “ortak bir zemin ya da bir yol” bulmaya çalışacağını belirtmişti. Aynı gün Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüşen Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da şöyle demişti: “Amerikan halkının yararına olacak pratik iş birliği imkânının bulunduğu alanlarda ABD Rusya ile ortak çalışmayı değerlendirecek.”

Bu kayda değer bir yaklaşım. Kontrol ettiği topraklar giderek azalsa da İslam Devleti (İD) hem Rusya hem Batı için uzun vadeli bir terör tehdidi oluşturuyor. Trump yönetimi, Suriye’de güvenli bölgeler kurmak veya İD’in başkenti Rakka’nın alınmasına destek olmak için kara unsurları göndermeyi düşünüyorsa bu, askeri durumda büyük bir tırmandırma anlamına gelir. Suriye savaşının bulanık ve girift bölgesel dinamikleri düşünüldüğünde Rusya’dan yardım almak ABD’ye fayda sağlar.

Ulusal Menfaatler Merkezi’nin bu ay Moskova’da düzenlediği “ikinci kulvar” toplantılarına katılan Rus yetkililer ve uzmanlar, İD’le mücadelenin hem ortak bir menfaat hem de Batı’yla ilişkileri düzeltmenin bir yolu olduğunu belirttiler. Rusya’nın Batı’yla ilişkileri, Kırım’ı ilhak ettiği ve Ukrayna’nın doğusunda savaşa giriştiği 2014 yılından sonra keskin bir şekilde bozuldu.

ABD’li yetkililer geçmiş yıllarda Rus ordusunun İD’e karşı kâğıttan kaplan olduğunu öne sürmüştü. Bu benzetme büyük ölçüde doğru. Suriye ve Rusya İD’le mücadelede seçici davranıyor. Rusya’nın önceliği Suriye hükümetinin çöküşünü önlemek. Suriye hükümetinin çökmesi ve bunun Libya benzeri bir kaosa yol açması ABD’nin de menfaatlerinin aleyhine olur. Rusya’nın bir diğer önemli hedefi, Devlet Başkanı Beşar Esad rejimine verdiği destek üzerinden Suriye’deki konumunu uzun vadeli olarak sağlamlaştırmak. Rusya’nın Suriye’de hâlihazırda sahip olduğu büyük bir hava üssü ve deniz tesisleri onun Doğu Akdeniz’deki konumunun payandalarını oluşturuyor.

Dolayısıyla evet, Rusya İD’e karşı daha fazlasını yapabilir. El Kaide’nin Suriye’deki kolu olan Şam Fetih Cephesi’nin bertaraf edilmesi de ortak bir menfaat oluşturuyor. Nitekim Obama yönetimi de bu sonuca varmıştı. Eski Dışişleri Bakanı John Kerry ve Lavrov geçtiğimiz eylül ayında ABD ile Rusya arasında istihbarat ve askeri koordinasyon anlaşmasına varmış ancak ABD uçaklarının Deyrizor’da İD’le çatışan Suriyeli askerleri yanlışlıkla vurmasıyla anlaşma bozulmuştu.

ABD ve Rusya arasındaki eş güdüm, Suriye’de uzun vadeli siyasi çözüm arayışına da ivme kazandırır. Suriye yönetiminin Halep zaferiyle diplomatik kartların çoğunu ele geçiren Moskova güvenlik alanında Türkiye ve İran’la yeni görüşmeler yürütüyor, yeni Suriye anayasası için öneriler ortaya koyuyor. ABD’nin ise Suriye ve İran üzerinde hiçbir etki gücü yok, Türkiye ile ilişkileri de Suriyeli Kürtlere verdiği destek nedeniyle gergin. Öte yandan Ruslar da ABD’nin katılımı ve öncülüğü olmadan diplomatik sürecin başarıya ulaşamayacağını görüyor. Suriyeli Kürtleri, Avrupa ve Körfez devletlerini ancak Washington ikna edebilir. Kalıcı ateşkes ve siyasi çözüm olacaksa tüm bu tarafların işin içinde olması gerekir. Yeniden inşa aşamasında gerekecek finansmandan bahsetmiyoruz bile.

Peki, ABD Rusya’yla çalışmaya istekli olursa böyle bir iş birliği iki ülkenin uzun vadeli menfaatlerine hizmet eder mi? Rusya’nın Suriye’deki çıkarları Esad rejimi ve İran’ın çıkarlarıyla bağlantılı. Trump yönetiminin ise İran’a karşı yeni bazı baskı yöntemleri düşündüğü bildiriliyor. Moskova’da yaptığım son görüşmelerden hareketle ABD’nin İran konusunda yöneldiği sertlik yanlısı çizginin hem Suriye’de hem Orta Doğu genelinde ABD-Rusya iş birliğini engelleyebileceğini söyleyebilirim.

ABD’nin yapmaması gereken şey ise Irak ve Libya’da olduğu gibi yeni bir rejim değiştirme macerasına kapılmak. Güvenli bölgeler kurmak, Suriye’ye kara birlikleri göndermek askeri durumu önemli ölçüde tırmandırır ve beraberinde ciddi riskler getirir. Benzer şekilde Suriye’de önemli askeri ve istihbarat kaynakları olan ve bu ülkeden çıkma niyeti olmayan İran üzerindeki baskıyı artırmak savaşı muhtemelen uzatır ve bu da Suriye devletini çökertme riskini barındırır.

Eğer Rusya İD ve El Kaide’yle mücadelede ABD önderliğindeki koalisyonla iş birliğine istekli olursa ve Suriye iç savaşının BM aracılığındaki bir süreç üzerinden bitirilmesine yardım ederse bu olumlu karşılanmalı. Böyle bir iş birliği Rusya’yla Batı arasında bir kucaklaşma olmasa da bir el sıkışma anlamına gelir ve ilişkilerin mevcut hâli dikkate alındığında iyi bir başlangıç noktası olur.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

ABD: Rus jetlerinin Libya’ya gelişi NATO için tehdit işareti
Jared Szuba | Libya’daki çatışma | May 26, 2020
Pentagon: Kürt kontrolündeki Arapların hoşnutsuzluğu Şam ve Moskova’ya yarıyor
Jared Szuba | Suriye çatışması | May 15, 2020
Rapor: Suriye Milli Ordusu Libya’ya çocuk askerler gönderiyor
Amberin Zaman | Libya’daki çatışma | May 8, 2020
HTŞ, İdlib ateşkesinden istifade ederek saflarını sıklaştırıyor
Khaled al-Khateb | | May 1, 2020
Rusya Suriye ordusu üzerinde göründüğü kadar etkili mi?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Nis 22, 2020

Recent Podcasts

Featured Video