Rusya ve Orta Doğu

Rusya Trump’ı kazanmak için Suriye’de frene basacak mı?

By
p
Article Summary
Moskova’da ABD başkanlığına seçilen Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in suyuna gideceği gibi bir beklenti yok. Bunun yerine Rus yetkililer Trump’ın Orta Doğu’da sunacağı bir dizi yeni seçeneği değerlendiriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD başkanlığına seçilen Donald Trump ilk telefon görüşmelerini 14 Kasım’da yaptı. Konuya ilişkin resmi basın açıklamasında şöyle dendi: “Putin ve Trump ABD-Rusya ilişkilerinin mevcut durumunun tatminkâr olmadığı konusunda mutabık kaldı ve ilişkileri normalleştirme, geniş bir yelpazede yapıcı iş birliği yönünde çalışma kararı aldı.” Açıklamada ayrıca Putin ve Trump’ın “iki devletin menfaatleri ile dünyada istikrar ve güvenliğe hizmet eden pragmatik, karşılıklı yarar sağlayan iş birliği çizgisine dönme” gereğini vurguladığı belirtildi.

Görüşmenin havası ve altında yatan mesaj bazılarına Moskova-Washington ilişkilerinin canlanacağı umudu verirken bazıları için de “Trump-Putin ekibi” ile ilgili en kötü korkuların somutlaşması oldu. Putin hakkında olumlu açıklamalarda bulunan Trump’ın başkanlığına dair bugüne dek yapılan yorumların çoğu, Putin’in uluslararası siyasette amatör olan Trump’ı kaçınılmaz olarak alt edeceği yönündeydi.

Ancak Trump’ın Putin hakkındaki olumlu açıklamaları spesifik bir bağlamda, yani Trump’ın pasif ve zayıf olarak algıladığı Obama’yı eleştirme bağlamında değerlendirilmeli. Trump’ın Putin karşısında uysal olacağını varsayanlar yanılıyor. Aksine Trump’ın Putin’den saygıyla bahsetmesi onun kararlı ve sert bir lider olarak Rus Devlet Başkanı’nın izinden gitme arzusuna işaret ediyor. Trump’ın sıkı bir müzakereci olarak bilindiği de düşünülürse Moskova Suriye veya başka konularda ABD ile işlerin yansıtıldığı kadar kolay gitmesini beklemiyor.

Nitekim Rusya’nın önde gelen dış politika analistlerinden Fyodor Lukyanov, Trump’a yazdığı açık mektupta iki önemli noktaya dikkat çekiyor: “Birincisi ‘büyük siyasette’ pazarlık birçok konuda yapılabilir ama her konuda yapılamaz. İkincisi iş adamları, iş yapmaktan hoşnut olmadıkları ortaklarını değiştirebilir ama siyasetçiler değiştiremez. Gidecek başka kapı yoktur.”

Putin’le Trump arasındaki ilk temas olumlu yönde değişim umudu vadetse de Trump’ın bu felsefeyi ne kadar özümseyeceği ve Putin’le ilişkilerine nasıl yansıtacağı fazlasıyla belirleyici olacak.

Spesifik dış politika konularına gelince iki devlet için bölgede şu an en zorlu sorunun Suriye olduğu ortada. Moskova ve Washington sahadaki savaşta kendi taraflarını desteklemeye, uzlaşmaz görünen söylemler savunmaya devam ediyor. Öte yandan savaş sonrası çözüme ilişkin yeni anayasa, geçiş hükümeti ve ülkenin yeniden inşası gibi meseleler ironik bir şekilde büyük bir iş birliği potansiyeli sunuyor. Görünen o ki iki taraf da askeri çatışma aşamasından diplomatik alana geçme zarureti görüyor. Ancak bunun için bugüne kadar görünür bir yol bulunamadı. Basın açıklamasına göre Putin ve Trump “bir numaralı düşman olan uluslararası terör ve radikalizme karşı ortak hareket etme gereği” konusunda mutabık kaldı ve “Suriye meselesini bu paradigma çerçevesinde çözmek” için görüş alışverişinde bulundu. Dolayısıyla bu, fikir birliği bulunamayan o yolu sağlamış veya en azından buna zemin hazırlamış gibi görünüyor.

Trump gerçekten de İslam Devleti’yle ve genel olarak İslamcı radikallerle mücadeleye odaklanma kararı verirse bu, Moskova ile iş birliği için sağlam bir zemin oluşturur. Ancak Trump’ın politikası fiiliyatta çok daha nüanslı olabilir. Gelinen noktada, özellikle Pentagon’da bu iş birliğine gerçek bir muhalefet olduğu hesaba katılırsa denklemde birçok bilinmeyen var.

Mevcut durumu değiştirmek hayli zorlu bir iş. Moskova’da bugünlerde sorulan başlıca sorulardan biri de şu: Halihazırda her taraftan büyük baskı altında olan Trump, Moskova’ya karşı husumetin hayli yüksek olduğu kendi partisi de dahil Washington’daki müesses düzenle “el sıkışmak” adına Rusya konusundaki pozisyonundan taviz vermek zorunda kalır mı? Yoksa kendi algısıyla ABD’nin milli çıkarlarını korumak adına da olsa Kremlin’le ilişkileri düzeltme kararlılığını sürdürür mü?

Moskova şimdilik Trump’ın vizyonunu uluslararası düzeyde pekiştirmeye çalışacak. Son birkaç aydır Moskova en kötü senaryoya, yani Hillary Clinton’ın başkan olması ve Suriye’de uçuşa yasak bölge kurup muhaliflere mali, askeri ve siyasi desteği artırması ihtimaline hazırlanıyordu. Bu senaryo şimdi masadan kalktığına göre Rusya bir pazarlık unsuru olarak, hatta bir taviz aracı olarak caydırıcı askeri varlığını azaltma yoluna gidebilir. Bugüne kadar ortaya çıkan eğilim, Kremlin’in askeri operasyonlarını büyük ölçüde aşağı çekerek düne kadar NATO provokasyonu sayılan adımlara yanıt vermeyerek ve ABD karşıtı söylemini yumuşatarak Trump’a her türlü olumlu mesajı vermek istediğine işaret ediyor. Rusya’nın ABD’ye şu an yönelttiği eleştiriler ABD’yi bir ülke ya da devlet olarak değil çoğunlukla Amerikalı elitleri hedef alıyor.

Suriye’de iş birliğine dönük işaretler artık daha umut vadedici olsa da başka cephelerde durum çetrefilli bir hâl alabilir. Orta Doğu’da en çok hafife alınan kulvarlardan biri İran konusunda yaşanacak mücadele olabilir. İran’la Suriye’de taktiksel ittifak kuran, daha geniş bir bölgesel gündemde de nispi uzlaşı sağlayan Rusya için bunlar sabit bir veri değil gelişen süreçlerdir. Bölgedeki elitler bu konuda şüpheci olsa da Trump Körfez monarşileriyle zayıflayan ilişkileri yeniden güçlendirmek isteyebilir. Ancak Obama yönetiminin İran’la sağladığı anlaşmanın reddi olası görünmüyor. Tabii anlaşmayı ABD ve İsrail menfaatleri lehine yeniden müzakere etme girişimi mutlaka olacak. Moskova bu kulvarı yakından izleyecek ve ne gibi seçeneklere sahip olduğuna bakacak.

Bu bağlamda etkili bölgesel aktörlerin rolü ve dolayısıyla bunlarla iyi geçinme ihtiyacı artacak. Rusya’nın Mısır, İran, İsrail ve inişli çıkışlı da olsa Türkiye ile iyi ilişkiler kurma çabaları görece başarılı oldu. Ancak Moskova şimdi yeni bir geçekliğe hazır olmalı: Bölgedeki yöneticilerin Trump’a ilişkin hissiyatı ne olursa olsun bölge genelinde ABD’yle yeni sayfa açma çağrıları yapılıyor. Trump’ı seçim zaferini kutlamak için arayan ilk liderlerden birinin Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi olması bu açıdan oldukça güçlü bir işaretti. Trump ABD müttefikleriyle arayı düzeltme fırsatını kullanırsa Moskova bu devletlerle farklı türde ilişkiler geliştirmek zorunda kalabilir.

Daha büyük ölçekte ise Moskova şu soruya kafa yoruyor: Trump Cumhuriyetçilerin Başkan George W. Bush dönemde Orta Doğu için ortaya koyduğu stratejik vizyona benzer bir vizyon geliştirecek mi? Trump ayrıca Clinton’ın da kazandığı takdirde yapmak zorunda olduğu bir seçimle karşı karşıya olacak: ABD bölgede daha güçlü bir siyasi varlık göstermeli mi yoksa Asya-Pasifik yönelimini sürdürmek ya da iç meselelere odaklanmak adına bölgedeki angajmanını asgariye mi indirmeli? Bu sorulara verilecek yanıtlara bağlı olarak Rusya ve ABD iş birliği kulvarına geçebilir ya da husumet kulvarına geri kayabilir.

Son olarak zaman önemli bir unsur. ABD’de yeni seçim döngüsünün yeni Başkan’ın göreve resmen başlayacağı günün hemen ertesinde start alacağı düşünülürse Trump’ın dört yıllık görev süresi Moskova ile ilişkileri doğru paradigmaya oturtmak için yetersiz kalabilir. Öte yandan ilişkileri daha da kötüye götürmek için dört yıl yeter de artar bile. Dolayısıyla Washington ve Moskova içim şimdi iki kritik amaç söz konusu. Liderler ilk başta iki yıl içinde ulaşmak istediklerine dair net ve gerçekçi bir vizyon oluşturmalı. İkinci amaç olarak da tıpkı şu an oluşmakta olan fırsatlar gibi çatışmaları azaltma fırsatları karşısında seçeneklerini açık tutma konusunda sarsılmaz bir kararlılık göstermeli.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: vladimir putin, usa on syria, russia’s syria policy, russia in middle east, islamic state, iranian-saudi relations, iran nuclear deal, donald trump

Maxim A. Suchkov, Al-Monitor’un Rusya-Orta Doğu bölümünün editörüdür. Doktora derecesine sahip olan Suchkov, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde görev almakta, ayrıca Kuzey Kafkasya’daki Pyatigorsk Devlet Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Okulu’nda öğretim görevlisi ve araştırmadan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Fullbright programı kapsamında 2010-2011’de Georgetown Üniversitesi’nde, 2015’te de New York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olan Suchkov, “Kafkasya ve Orta Doğu’daki Rus Dış Politikası Üzerine Denemeler” isimli kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @Max_A_Suchkov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept