Türkiye-İsrail yakınlaşması Hamas’ı nasıl etkileyecek?

Türkiye ve İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin Hamas-Türkiye ilişkilerine nasıl yansıyacağı henüz belirsiz. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Türkiye’deki darbe girişimine karşı Han Yunus’ta düzenlenen bir Hamas mitinginde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resimlerini taşıyan Filistinliler, Gazze, 16 Temmuz 2016 Photo by REUTERS/Ibraheem Abu Mustafa.
Adnan Abu Amer

Adnan Abu Amer

@adnanabuamer1

İşlenmiş konular

recep tayyip erdogan, khaled meshaal, hamas, gaza, diplomatic relations

Kas 28, 2016

Türkiye ve İsrail arasındaki normalleşme sürecinin sonucunda iki ülke 15 Kasım’da büyükelçilerini karşılıklı olarak yeniden atadı. İsrail’in Ankara Büyükelçiliği’ne Eitan Naeh, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği’ne de Kemal Ökem atandı. İki ülke, İsrail’in Gazze’ye insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da düzenlediği baskınla başlayan ve altı yıl süren kopukluğun ardından 28 Haziran’da diplomatik ilişkileri yeniden başlatma konusunda uzlaşmıştı. Bu gelişmenin Ankara’nın Hamas’la olan ilişkilerini etkileyeceği de muhakkak.

Hamas’ın Siyasi Büro Şefi Halit Meşal 24 Haziran’da, yani Türkiye-İsrail uzlaşısının ilanından üç gün önce Ankara’yı ziyaret etmişti. Uzlaşının açıklandığı gün de açıklama yapan Hamas Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’ye verdiği destekten, Türk hükümeti ve halkının Gazze’deki Filistinlilere yaptığı yardımlardan ve İsrail ablukasını hafifletmek için gösterilen çabalardan dolayı Türkiye’ye teşekkür etmişti. Açıklamada Türkiye’nin Filistin davasına desteğinin sürmesinin beklendiği de ifade edilmişti.

Hamas’ın Katar’da bulunan sözcülerinden Hüsam Bedran son gelişmeyi Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Hamas-Türkiye ilişkileri güvenilir ve sağlam temellere dayanıyor. Hem Türk hükümeti hem de Türk halkı Filistin davasına destek veriyor. Filistin Türklerin gözünde özel bir entelektüel ve tarihi anlam taşıyor. Dolayısıyla Hamas-Türkiye ilişkileri Türkiye’nin başka ülkelerle kurduğu ilişkiden olumsuz etkilenmez. Hamas işgalci İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmesinin halkımızın menfaatine olduğunu düşünmese de Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılması hâlen Türkiye’nin siyasi önceliklerinden biri ve bu konuda büyük bir çaba sarf ediliyor.”

İsrail’in güvenlik yapılanmasına vakıf güvenlik uzmanlarından Yossi Melman ise 5 Kasım’da Hamas üyelerinin Türkiye’deki faaliyetlerini sürdürmesine izin veren Ankara’nın İsrail’i hayal kırıklığına uğrattığını söyledi. İsrail, Ankara’dan Türkiye’de bulunan Hamas üyelerinin sınır dışı edilmesini ve ofislerinin kapatılmasını talep etmişti.

İstanbul’da yaşayan Filistinli Türkiye araştırmacısı Said El Hacı Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Hamas Türkiye ilişkileri hiçbir zaman stratejik olmadı ve hiçbir maddi ya da askeri yardımı kapsamadı ne İsrail-Türkiye uzlaşısından önce ne de sonra. Yani Hamas’ın eskiden İran’la ya da şu an Katar'la kurduğu ilişkiden farklı bir ilişki söz konusu. Türkiye’nin Hamas’a desteği hep siyasi alan ve basınla sınırlı kaldı. (...) Dolayısıyla karşılıklı büyükelçilerin atanması ya da Siyasi Büro üyesi Salih Aruri de dâhil hareketin kimi liderlerinin Türkiye’den çıkarılması bu durumu değiştirmez. Aruri konusunda Hamas-Türkiye arasında varılan zımni mutabakat basına yansımasa da İsrail-Türkiye uzlaşından önce sağlanmıştı.”

Ankara’daki karar vericilerle temas hâlinde olan Hacı Hamas için Tahran’ın Ankara’nın bir alternatifi olamayacağını da vurgulayarak şöyle devam etti: “Hamas-İran ilişkileri şu an iyi bir düzeyde değil. İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’deki savaşlarda oynadığı olumsuz rol nedeniyle Hamas tabanındaki itibarı zayıfladı. Dahası Hamas’ın ikinci, üçüncü düzeyde liderleriyle görüşse de İran da Hamas’la ilişkileri eski seviyeye çekmeye pek hevesli değil. İran bölgedeki genişlemesinin ardından Hamas’ı gözden çıkarabilir.”

Türkiye-İsrail yakınlaşmasının Hamas açısından doğuracağı kaygı verici sonuçlardan biri iki ülkenin ilişkileri karşılıklı büyükelçi atamaktan daha da ileri taşıması ve iş birliğini genişletmesi olabilir. Nitekim Erdoğan 20 Kasım’da İsrail’in Kanal 2 televizyonuna özel bir röportaj verdi. Bu röportajdan bir gün önce de İsrail parlamentosu Knesset’ten bir heyet İstanbul’a giderek Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nden yetkililerle olası iş birliği alanlarını görüştü. İsrailliler İstanbul’da düzenlenen NATO Parlamenterler Meclisi’nin yıllık olağan toplantısına da katıldılar. Yakınlaşmanın ardından Türkiye’yi ziyaret eden ilk İsrailli bakan ise Enerji Bakanı Yuval Steinitz oldu. Steinitz Türk muhatabı ve Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’la 13 Ekim’de bir araya geldi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir AKP’li ise iki ülke arasındaki ilişkilere dair şu bilgileri verdi: “Türk-İsrail yakınlaşmasının Hamas-Türkiye ilişkilerine olumsuz bir yansıması olmayacak. Ankara dış politikada ilişkileri birbirine karıştırmaz. İsrail’le ilişkilerin gelişmesi Hamas’la ilişkilerin kesileceği ya da Hamas’la ilişkilerin gelişmesi İsrail’le ilişkilerin kesileceği anlamına gelmez. Türkiye-İsrail yakınlaşmasına dair hiçbir adım Türkiye’nin Filistinlilere verdiği desteği olumsuz etkilemez.”

Eski Mossad Başkanı Efraim Halevy 30 Haziran’da Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği röportajda Türk-İsrail uzlaşısının Hamas’ın da menfaatine olacağını söylemişti. Eski İstihbarat şefi, bu uzlaşı sayesinde Gazze’ye yönelik ablukanın hafifleyeceğine, Gazze’ye malların ve elektrik santrali, hastane yapımı için gereken inşaat malzemelerinin girişinin kolaylaşacağına ve Gazze halkının yaşam standardının yükseleceğine işaret etmişti.

İsmail Haniye’nin eski siyasi danışmanı ve AKP’ye yakın isimlerden Ahmet Yusuf ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Karşılıklı büyükelçiliklerin atanması Türkiye’nin iç meselesidir. Biz başka ülkelerin iç meselelerine karışmayız. Ayrıca bu, Gazze’ye Türk yardımının ulaşmasını kolaylaştıracak bir gelişme oldu. Dahası Hamas-Türkiye ilişkileri Türk-İsrail yakınlaşmasından olumsuz etkilenmez. Hamas-İran ilişkilerine gelince bu, Suriye meselesi nedeniyle çetrefilli bir konu. Hamas-İran ilişkilerinin düzelmesi Suriye krizine bir çözüm bulunmasına bağlı ve bunun Türk-İsrail yakınlaşmasıyla bir ilgisi yok.”

Hamas, Türk-İsrail yakınlaşmasına muhalefet edebileceği güçlü bir bölgesel ve uluslararası konuma sahip değil. Böylesi bir tutum, hareketin en yakın müttefiklerinden ve Hamas liderleriyle yakın ilişkileri bulunan Erdoğan’ı öfkelendirebilir. Dahası, Hamas, Türkiye-İsrail arasındaki tam normalleşmenin Gazze için de önemli bir milat olmasını umuyor. Zira böylelikle Filistinlilerin ve Arapların gözünde “düşman İsrail” ile ilişkilerini düzeltmeye çalışan bir müttefike sahip olmanın utancından kurtulabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
Sirte neden herkesin kırmızı çizgisi?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Haz 20, 2020
İstanbul’un fethini 'işgal' diye tanımlayan Mısır kurumu eleştiri oklarının hedefinde
Menna A. Farouk | | Haz 19, 2020
Ekonomik kriz erken seçimi zorluyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 15, 2020
Türk kanalları nefes alamıyor
Fehim Taştekin | Basın özgürlüğü | Haz 12, 2020

Recent Podcasts

Featured Video