İran'ın Nabzı

İran niçin Erdoğan’ın yanında yer aldı?

By
p
Article Summary
Türkiye’yle bir dizi bölgesel konuda görüş ayrılıkları yaşayan İran, darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldı. Peki neden? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Tahran’da 15 Temmuz’un son saatleri yaşanırken İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif telefondaydı. Hattın diğer ucunda darbeyle devrilme tehlikesi yaşayan Türk hükümetinin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu vardı. Aynı dakikalarda İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi (UGYK) Sekreteri Ali Şamkani de bir başka telefonun başında Ankara’daki güvenlik yetkilileriyle görüşüyordu. İran’ın bölgesel askeri birimi Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani ise gelişebilecek senaryoları takip ve incelemekle meşguldü.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan İranlı bir yetkili şu bilgileri verdi: “Artık sır değil. Zarif, Şamkani ve Süleymani yüksek yerlerden gelen talimatları yerine getiriyordu. Yönetimin tamamı fazlasıyla endişeliydi. Türkiye komşumuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümeti İran’ın güçlü ortakları. Ülkelerimiz arasında güçlü kardeşlik bağları var. Dolayısıyla böyle kritik bir durumda en azından dayanışma göstermek, ihtiyaç duyabilecekleri yardımı önermek istedik.”

UGYK, darbecilerin 15 Temmuz gecesi harekete geçmesinden birkaç saat sonra Türkiye’deki gelişmeleri görüşmek için toplandı. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin başkanlık ettiği toplantının ardından Şamkani darbe girişimini açıkça kınadı ve İran medyasına şöyle konuştu: “Meşru Türk hükümetini destekliyoruz. İster iç kaynaklı ister dış destekli olsun her türlü darbeyi reddediyoruz. Türkiye’deki olayların sonucunu halkın iradesi, varlığı ve siyasi partilerin teyakkuzu belirledi. Darbe bunların katkılarıyla önlendi. (…) Ayrıca bu duruşumuz Türkiye’ye özel değil. Aynı duruşu Suriye’de de sergiliyoruz. Bölgede tüm ülkelere yönelik tutumumuz aşiretçi, mezhepçi veya babadan oğula geçen yönetimler değil her zaman halkın iradesinden yanadır ve bu da demokrasi demektir.”

İranlı bir siyasetçi ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Türkiye’de darbe İran’ın kabul edebileceği bir şey değil. Suriye konusunda, bazen de Irak konusunda anlaşmazlıkların olduğu doğru ama İran’la Türkiye arasında ikili bir sorunun olmadığı bir gerçek. Nitekim ilişkiler hep ileriye gidiyor. Kaldı ki İran güç kullanarak sağlanmak istenen her türlü değişime karşıdır, özellikle de o hükümet demokratik yollardan seçildiyse.”

İranlı siyasetçi sözlerine bir de temenni ekledi: “En önemlisi bu yaşananlar, Sayın Erdoğan için komşusu Suriye’deki durumu anlamak için bir fırsat olabilir.”

Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in dış politika danışmanı Ali Ekber Velayeti dâhil birçok İranlı yetkili, Türkiye’deki darbe teşebbüsünü kınarken Suriye konusunu gündeme getirdi. Dışişleri bakanlığı da yapmış olan Velayeti, “Umarım Türk hükümeti Suriye halkının iradesi ve oylarına saygı gösterecek ve kendi yönetimlerini seçmelerine izin verecek.” ifadesini kullandı. Bu sözler, İran’ın hem Suriye konusunda hem bölgesel mücadelenin ilerisi için Türkiye’ye verdiği net bir mesaj. İranlı yetkililer beş yıldır Türk yönetimini Suriye’de çözüm zeminine çekmeye çalıştıklarını söylüyorlar. Çabaları başarısız olsa da bu yaklaşımı hiçbir zaman terk etmediler.

Yine de Türkiye’deki darbe girişimi İran’ı niçin bu kadar kaygılandırıyor?

İsminin açıklanmasını istemeyen İranlı bir yetkili şöyle dedi: “Darbe girişimi başarılı olsaydı bölge istikrarı ciddi tehlikeye girerdi. Türkiye önemli bir oyuncu. Ayrıca böyle bir hareketin bir iç savaşı tetiklemesinden korkuluyor.” Bölgenin son beş yıldır kan revan içinde olduğunu vurgulayan yetkili, Türkiye’de yaşanacak böyle bir gelişmenin Avrupa, İran ve Kafkasya’nın yanı sıra “tüm bölgeyi sarsacağını” söyledi ve ekledi: “Arap ülkeleri zaten sarsılmış durumda. Ya Türkiye’deki etnik gruplar? Onların neler yapabileceği hiç düşünülüyor mu?”

Kimi muhafazakâr isimler ve gazeteciler ise Suriye krizinin etkisiyle Türkiye’deki olaylara farklı bir tepki verdiler.

Al-Monitor’a konuşan muhafazakâr bir siyasi kaynak “Kamuoyu ile hükümetin Türkiye’de yaşananlara farklı baktığı aşikâr.” dedi. Bölgesel olaylara Suriye savaşının merceğinden bakan birçok insan, Erdoğan devrilseydi bunun sadece İran açısından değil Irak, Suriye ve Lübnan için de iyi olurdu diye düşünüyor. İranlı kaynağa göre bu çevreler için “İran yönetiminin dünyada herkesten önce tepki verip meşru hükümete destek vermesi sürpriz oldu.”

Öte yandan Türkiye’nin güvenlik ve istikrarını İran’ın milli güvenliği için kritik yapan diğer bazı sebepleri de unutmamak lazım. Ankara’da İslami yönelimli bir hükümetin bulunması son 10 yılda ikili ilişkilerde ilerleme sağladı. Bölgesel anlaşmazlıklara rağmen ortak bir zemin oluştu. Bunu iki tarafın daha yüksek hedeflerde yakın durması ve benzer düşünce tarzlarına sahip olması sağladı. Nitekim nükleer programı yüzünden yaptırımlara maruz kalan İran, Türkiye’nin oynadığı kritik rol sayesinde en sıkışık döneminde baskıyı hafifletmiş oldu. “Altın karşılığı petrol” diye anılan bu mekanizmayla yaptırımları delmekle suçlanan Erdoğan, ikili ticaret büyük artış kaydetse de bunun bedelini muhakkak ki ödedi. Nükleer anlaşmanın devreye girmesiyle İran ve Türkiye ikili ticaret hacmini şimdi üçe katlayarak 30 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Peki, sözlü kınamalar dışında İran darbenin önlenmesine fiili bir katkıda bulundu mu? Örneğin Erdoğan’ın iktidarını korumasına yardımcı olan bir istihbarat sağladı mı? Al-Monitor, bu soruyu darbe girişimi sürerken Türk yetkililerle doğrudan temas hâlinde olan kıdemli bir İranlı yetkiliye yöneltti. Cevap kısa ve netti: “Hayır.”

Al-Monitor’a konuşan bir diğer İranlı yetkili ise Türkiye’deki darbe girişimi ile 1953’te İran Başbakanı Muhammed Mussadık’a yapılan darbe arasında paralellikler olduğuna dikkat çekti: “Bildiğimiz bu girişimin yabancı eller tarafından tetiklendiğidir. Biz de geçmişte aynı şeyi yaşamıştık. Sayın Erdoğan bugün bölgede daha olumlu bir yol oynamak istediği için onu indirmek istiyorlar. (…) Türk güvenlik yetkililerine bir mesaj iletildi: Sokaklardan çekilmeyin. Bu darbe birkaç dalgadan oluşuyor olabilir. 1953’te İran’da öyle oldu. Birinci darbe başarısız olunca ikincisi hazırdı ve o başarıya ulaştı.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: recep tayyip erdogan, mohammad javad zarif, islamic revolution guards corps, hassan rouhani, democracy, coup, bilateral relations, ali shamkhani

Ali Hashem, Al Mayadeen haber kanalında baş muhabir olarak görev yapan Arap bir gazetecidir. Mart 2012’ye dek El Cezire’de savaş muhabiri olarak çalışmış, öncesinde ise BBC’de kıdemli muhabir olarak görev almıştır. Hashem’in haberleri, Lübnan’ın As Safir, Mısır’ın Al-Masry Al-Youm ve Aldostor, Ürdün’ün Alghad gazetelerinde de yer almıştır. Hashem ayrıca Guardian gazetesine de katkıda bulunmuştur. Twitter hesabı: @alihashem_tv

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept